Türkiye’de tiyatro ile televizyon ve dijital platformlar arasındaki mesafe hâlâ düşündüğümüzden büyük. Oysa sahnede yıllarca emek veren, oyunculuk eğitimi almış, farklı karakterleri başarıyla taşıyabilecek çok sayıda kadın ve erkek oyuncu var.
Elbette her tiyatro oyuncusunun dizi sektöründe yer alması gerekmiyor. Ancak özellikle özel tiyatrolarda çalışan, celebrity olarak tanınmayan yetenekli oyuncuların önemli bir bölümü aynı sorundan yakınıyor: Prova ve oyun günleri ile dizi çekim takvimlerinin birbirine uymaması.
Bir oyuncu haftalarca prova yaptığı bir oyunu sırf bir dizi projesiyle çakışıyor diye bırakamıyor. Çünkü özel tiyatrolarda bir oyunun arkasında yalnızca oyuncu değil; yönetmen, teknik ekip, sahne, dekor, ışık, kostüm ve seyirciye verilmiş bir söz var. Dolayısıyla oyuncunun “Ben bu hafta çekime gidiyorum” deme lüksü her zaman bulunmuyor.
Ödenekli tiyatrolarda çalışan oyuncular açısından ekonomik güvence görece daha farklı olabilir. Fakat özel tiyatrolardaki, özellikle de henüz geniş kitleler tarafından tanınmayan oyuncular için mesele yalnızca para değil. Görünür olamamak, sektöre kendini gösterememek ve sürekli aynı dar oyuncu havuzunun içinde kalmak ciddi bir mesleki sıkışmışlık yaratıyor.
Belki de artık dizi sektörünün oyuncu seçme alışkanlıklarını biraz değiştirme zamanı gelmiştir.
İspanyol ve Meksika dizilerinde, özellikle dijital platformlarda, farklı projelerde farklı oyuncuların karşımıza çıkması tesadüf değil. Seyirci yalnızca birkaç tanınmış yüzü değil, yeni yüzleri ve yeni oyunculuk biçimlerini de tanıyor. Bu durum dizilere de ayrı bir renk ve gerçeklik kazandırıyor.
Türkiye’de de tiyatro sahnesinin deneyimli oyuncularından daha fazla yararlanılması, aslında sadece oyuncuya değil, dizinin kendisine de kazandırır. Çünkü tiyatro oyuncusu farklı karakterlere dönüşme konusunda güçlü bir birikime sahiptir. Seyircinin daha önce yüzünü ezberlemediği bir oyuncu, ekranda karakterin önüne geçmeden hikâyenin parçası olabilir.
Belki çözüm, oyuncuların tiyatrodan vazgeçmesi değil; dizi sektörünün tiyatronun çalışma düzenini de hesaba katabilmesi.
Çünkü sahnede ışığı bekleyen çok yetenekli oyuncular var.
Onların tek ihtiyacı biraz daha fazla fırsat.
Ve belki de Türk dizilerinin ihtiyacı olan şey tam olarak bu: hep aynı yüzler değil, yeni hikâyeler taşıyabilecek yeni yüzler.
Gökhan Yetiş / Magazinname.com
Yorumlar (0)
Henüz yorum yazılmamış. İlk görüşü siz bildirin!
Fikir Belirt