Magazin dünyasında bazı meslekler vardır; insan o mesleği gerçekten hakkıyla yaptığında saygı uyandırır. Menajerlik de bunlardan biridir. Sanatçının kariyerini planlamak, doğru projeyi bulmak, basınla ilişkileri yürütmek, organizasyonları koordine etmek ve en önemlisi sanatçının itibarını korumak ciddi bir iştir.
Ama bir de bunun başka bir versiyonu var: Sanatçıdan daha sanatçı, sanatçıdan daha ulaşılmaz, sanatçıdan daha önemli olduğunu düşünen menajer modeli!
Bu arkadaşlarımızın bir kısmına bakıyorsunuz; sanki sanatçının menajeri değil de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri!
Sanatçıya ulaşmak için menajere mesaj atıyorsunuz. Cevap yok.
Arıyorsunuz, açan yok.
Bir daha arıyorsunuz, yine yok.
Sonra üçüncü gün bir dönüş geliyor:
“Sanatçımız şu anda çok yoğun.”
Ne kadar yoğun olduğunu merak ediyorsunuz. Çünkü sanatçının yoğunluğundan önce menajerin telefonu açmamak için gösterdiği performans dikkat çekiyor.
Elbette işini düzgün yapan, sanatçısının zamanını ve özel hayatını koruyan profesyonel menajerleri bu eleştirinin dışında tutmak gerekiyor. Buradaki mesele meslek değil, mesleğin bazı kişiler tarafından bir tür kişisel iktidar alanına dönüştürülmesi.
Öyle menajerler var ki sanatçının önüne gelen her talebi değerlendirmek yerine, kendi kafasına göre filtreliyor.
“Buna röportaj verilmez.”
“Bununla görüşülmez.”
“Bu gazeteciyle konuşulmaz.”
“Bu programa çıkılmaz.”
“Şuraya gidilmez.”
“Buraya haber verilmez.”
İyi de sevgili menajer…
Sanatçının kariyerini sen mi yönetiyorsun, yoksa kendi küçük krallığını mı kurdun?
Daha da ilginci, bazı menajerlerin sanatçının şöhretinden kendilerine fazladan bir pay çıkarması.
Sanatçı yıllarca sahnelerde emek vermiş, şarkılar söylemiş, filmlerde oynamış, dizilerde rol almış, seyircinin karşısına çıkmış…
Menajer ise birkaç telefon görüşmesinden sonra kendisini sanatçının doğal uzantısı değil, neredeyse sanatçının sahibi gibi görmeye başlıyor.
Sanki sanatçıya ulaşmak için önce menajerin onayından geçmek, ardından üç referans göstermek, sonra da niyet mektubu yazmak gerekiyor.
Bazen insanın aklına şu soru geliyor:
“Bu kişi menajer olmasaydı acaba toplum onu bu kadar ciddiye alır mıydı?”
Cevap vermek zor.
Çünkü bazı insanların mesleki unvanı, kişisel ağırlığının çok önüne geçebiliyor.
Menajerlik kartvizitte yazan bir kelime olabilir. Ama o kartvizit insanı otomatik olarak önemli biri yapmaz.
Sanatçı sayesinde telefonları çalan birinin, o telefonların neden çaldığını unutmaması gerekir.
Çünkü menajerin gücü, sanatçının önüne duvar örmekten değil, sanatçının önündeki yolları açmaktan gelir.
Gazetecinin sanatçıya ulaşmasını engellemek kolaydır.
Bir telefon numarası vermezsiniz, cevap vermezsiniz, “müsait değil” dersiniz ve konu kapanır.
Ama profesyonellik bu değildir.
Profesyonellik; talebi dinlemek, uygun değilse gerekçesini anlatmak, uygun zamanı önermek ve iletişimi sürdürebilmektir.
Çünkü magazin dünyası da iletişim üzerine kuruludur.
Sanatçı haber olacak, gazeteci haber yapacak, okuyucu okuyacak, sanatçı da görünürlüğünü sürdürecek.
Bu zincirin bir halkası kendisini zincirin tamamı zannederse ortaya komik bir tablo çıkıyor.
Üstelik bazen sanatçının kendisiyle konuştuğunuzda, menajerin koyduğu bazı yasaklardan sanatçının bile haberi olmadığını görüyorsunuz.
İşte orada insan gerçekten şaşırıyor.
“Ben bunu istemedim ki!”
Sanatçı böyle diyorsa, ortada menajerlikten biraz daha farklı bir durum var demektir.
Menajer sanatçının sözcüsü olabilir ama sanatçının yerine karar veren gizli bir makam değildir.
Hele hele sanatçının kimle konuşacağına, hangi gazeteciyle iletişim kuracağına veya hangi medya kuruluşuna haber verileceğine kişisel husumetler, egolar ya da “ben öyle uygun gördüm” anlayışıyla karar vermek hiç değildir.
Kısacası…
Sevgili menajerler;
Kendinizi biraz daha az “sanat dünyasının kapı bekçisi”, biraz daha fazla profesyonel iletişim yöneticisi olarak görürseniz hepimiz rahat edeceğiz.
Unutmayın:
Sanatçı zaten sahnede parlıyor.
Sizin göreviniz ışığı kapatmak değil, o ışığın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak.
Ve mümkünse telefonu da arada bir açın.
Çünkü bazen karşıdaki kişi gerçekten sadece sanatçıyla konuşmak istiyor olabilir.
Dünyayı kurtarmanızı istemiyoruz.
Kamil Hızer / Magazinname.com
Yorumlar (0)
Henüz yorum yazılmamış. İlk görüşü siz bildirin!
Fikir Belirt