Pınar Çekirge “Çünkü Kocaman İhtişamlı Bir Burun Bu”

Pınar Çekirge “Çünkü Kocaman İhtişamlı Bir Burun Bu”
” Bu akşam bir selam çakacağım gökyüzünün nuruna… Alın her şeyimi… 
Defnemi de, gülümü de… Hepsini… Ama Tanrı’nın huzuruna çıktığımda… 
Birlikte getirdiğim çok kıymetli bir şey olacak yanımda. Ne kadar karşı çıksanız 
da siz, benimle gelecek… O benim…”
Geçtiğimiz hafta Dilek Türkler’in ev davetinde, haftalardır heyecanla beklediğim ” Cyrano Rock ”  için Kemal Başar’ın anlattıklarını dikkatle, not alarak dinlemiştim :
”  Edmond Rostand’ın ünlü klasiği ‘Cyrano de Bergerac’tan geleneksel tiyatromuzun ögelerini kullanarak, çağdaş bir yorumla sahnelediğim avangart bir çeşitleme, diyebilirim ‘ Cyrano Rock ‘ için…müzikal rock komedi aslında.Altı yıldır üstünde olduğum, 60. yaşımın, tiyatroda durmaksızın geçen 37 profesyonel yılın önemli bir projesi, bir manifesto.” 
 
” Hakkı Ergök’ün radikal, korkusuz metni, Nurkan Renda’nın eşsiz müziği, Canan Göknil’in büyük tecrübe ve cesaretle ustaca tasarladığı şıkır şıkır kostümler, Candan Seda Balaban’ın müthiş Cyrano maskı, Kerem Kuraner’in oyuncu performanslarını arttıran vizyonel koreografisi hepimize büyük güç veriyor.” 
 
Hakkı Ergök’ü aradım hemen.Her röportajda yaptığım gibi, aklıma eseni, dilime geleni sordum yine. Sağ olsun, zaman ayırdı.Yanıtladı.
– ‘Öylesine Hikayeler’, ‘Veli’nin Oğlu Orhan’ adlı oyunların ardından Yazar Hakkı Ergök için ‘Cyrano’ ne ifade ediyor?
– Hepsinin ayrı bir yeri, ayrı bir tadı var bende.
Biliyorsunuz, ‘Öylesine Hikayeler’ Kemal Başar’la birlikte oynadığımız iki kişilik bir oyundu. Bu konsept, Kemal Başar’ın babası, Savaş Başar’dan miras kaldı bize. Gelmiş geçmiş en büyük aktörlerden biriydi Savaş Başar. O dönem, Devlet Tiyatroları’ndaki yönetimin tüm baskısına rağmen, sürekli güncellediği öyküleri bir tek sandalyeyle Anadolu’nun hemen her köşesinde oynadı.
Biz de yıllar sonra Emrah Serbes’in öykülerini, Tayfun Dinçer rejisi ile oynadık. Tiyatroyu çok iyi bilen bir sinema yönetmeninin gözünden Emrah Serbes öykülerinde olmak, olağanüstü bir deneyim, büyük bir hazdı. Kaç sezon oynadık hatırlamıyorum. Epeyce oynadık, pek çok yere turne yaptık bu arada.
Daha sonra Kemal, aynı konsepti bir üst level’a taşıyarak, şarkılarıyla süsledi benim öykülerimi. Hala yazdığım öyküleri paylaşıyorum Kemal’le, o da uygun gördüklerini oynayarak, oyunu sürekli güncelliyor. Tıpkı babası gibi. Büyük mutluluk ve onur bu benim için.
– Ya Orhan Veli ?
– Orhan Veli Kanık ile lise dönemlerimde edebiyat öğretmenim Mustafa Cankara vasıtasıyla tanıştım. Bana edebiyatı sevdiren öğretmenimin mekânı Cennet, buna eminim. O gün bugündür, aklımda, yüreğimde taşırım Orhan Veli’yi. Yazdığı her şey ezberimde desem abartmış olmam.
Bir de Nazım Hikmet var. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan önce AİTİ Akademisi’nde okudum. Nazım Hikmet, o yıllarda ortak oldu Orhan Veli’nin tahtına. İkisini de uyarladım, sahneye koydum ve oynadım. Hayallere ulaşmak buysa, şanslıyım.
Fakat ikisinde de aşmak zorunda olduğum iki koca duvar vardı önümde. Nazım Hikmet denince akla Genco Erkal, Orhan Veli denilince Müşfik Kenter geliyordu. En fenası, Nazım okuyan herkes Genco Erkal, Orhan Veli okuyanlar ise Müşfik Kenter gibi geliyordu bana. Bu düşüncem tartışmaya açıktır, yanlış düşünüyor olabilirim. Sonunda bir karara vardım, şiiri okumayacak, şiirdeki hikâyeyi anlatacaktım. Öyle de yaptım. Becerip beceremediğim seyircinin taktirine kalmıştır.
– Rostand’ın eserinden yola çıkarak yepyeni bir ‘Cyrano’ yazma fikri nasıl doğdu? Bizde çok sıklıkla yapılan uyarlama ve esintilenmelerde yapıtın formülü hasar görüyor hep. Siz bu konuda nasıl bir yol izlediniz?
– Rostand ve Cyrano ile de konservatuvarda tanıştım. Bir oyun karakterinin ruhuna yolcuğu bu eser öğretti bana. Cümlelerin altında yatan anlamın cümlelerden daha fazla şey anlattığını, oyunculukta asıl maharetin, sözde değil aksiyonda olduğunu bu tanışmadan sonra fark ettim. Cyrano’nun sözleri, kendinden başka birinin ağzında nasıl da iğreti bir yama gibi duruyordu…
Uyarlama konusuna gelince. Hiç aklımda yoktu böyle bir şey yapmak. Kemal Başar soktu aklıma. Ben de, hani nasıl derler, sazan gibi atladım. Zaten çok hâkim olduğum bir metindi. Konservatuvar mezuniyet parçamdı. Sonra Müşfik Kenter gibi bir devden izlemiştim. Belki on kere. Yapabilirdim yani, neden olmasın?
Ama çok, çok zor bir işe girdiğimi uyarlamaya başladığımda anladım. Özel tiyatro gerçeğini dikkate alarak mümkün olduğu kadar ekonomik davranmaya çalışmak beni çok yordu. Bazı karakterlerden vazgeçmek, büyük haksızlık gibi geldi. O karakterlerin katili gibi hissettim kendimi. Sonunda sadece duygulara tutunmaya karar verdim. Hikâyenin sağına soluna, benzer hikayelerden cümleler serpiştirdim. Çünkü duygular evrenseldir. O noktadan sonra iş kurguya kaldı. Hala kuşkularım var, daha iyisini yapabilir miydim diye. Çünkü sanat yaşayan bir şeydir, sürekli büyür, gelişir. Doymak nedir bilmez üstelik, sadece doğruyu aramak da yetmez ona, o doğruyu en güzel nasıl anlatabileceğini de düşünür hep.
– ‘Cyrano’ eğer doğru biliyorsam dünyada ilk kez rock müzikal olarak izleyici ile karşılaşacak ve Tiyatro Keyfi bir ilk’e imza atacak bu nasıl bir duygu?
– Ben de araştırdım, Cyrano’nun daha önce rock müzikal olarak oynandığı konusunda bir bilgiye ulaşamadım. Öyle ya da böyle, çok ciddi ve zor bir işe soyunduk.
Kemal, girdiği her işe hevesle sarılır. Yeteneği kanıtlanmıştır, bilgi, deneyim ve tecrübesi tartışma götürmez. Ama tüm bunların yanı sıra, onu hiç bu kadar tutkulu ve heyecanlı görmemiştim. Nurkan Renda’nın müziklerini dinlediğimdeyse vardığım sonuç şu; beklentilerimizi yüksek tutmaya hakkımız var.
” Cyrano Rock “20 Nisan 2024 akşamı tiyatro severlerle buluşacak…ben mi, heyecanla, günleri, saatleri, dakikaları sayıyorum.Aklım Cyrano’da haftalardır.
” Yassı burunlular, küt burunlular işitin ! İşitin ! 
Böbürleniyorum burnumdaki fazlalıkla. 
Çünkü kocaman ihtişamlı bir burun bu. 
Güler yüzlü, nazik, espritüel, liberal… 
Tıpkı benim gibi yüreği açık, başı dik bir insanı simgeler! 
Duyduk duymadık demesin kimse ! 
İçinizden biri tiye alırsa burnumu, 
Üstelik bir de soyluysa o kişi, 
Yanına koymam bunu ! 
Soylular için bildiğim tek yasa, 
Küfür değil kılıçtır çünkü ! “

Bir yanıt yazın