“Bazı kavuşmalar başkalarına değil, insanın kendinedir.”
” Vuslat “, bir ömrü kamyon kasasına sığdıran bir kadının hikâyesi…
Otuz beş yıl süren bir evlilik, sessizlikle büyümüş bir yalnızlık ve gecikmiş bir yüzleşme.
İstanbul’un görmüş geçirmiş bir hanımefendisi, hayatına sığdırdığı eşyalarla değil; anılarla, suskunluklarla ve söylenememiş cümlelerle vedalaşır.
Ev gider, eşya gider; geriye yalnızca insanın kendisi kalır. Yalnızlığı, anıları kalır
Kadının kocası sahnede yoktur ama her an oradadır: suskunluğuyla, eksikliğiyle, yıllar boyunca biriken sorularla…
Bu hesaplaşma ne bir intikamdır ne de bir ağıt. Aksine, hüzünlü olduğu kadar dingin, kırılgan olduğu kadar huzurlu bir kabulleniş hâlidir.
” Vuslat “, seyirciyi büyük laflarla değil; küçük ayrıntılarla yakalar. Bir kolinin içinden çıkan eski bir eşya parçası, söylenmeyen bir cümleye; bir duraksama, yıllarca bastırılmış bir duygunun ifadesine dönüşür.
Oyunun gücü, konuşulan kadar konuşulmayanlarda gizlidir.
Tek kişilik bu anlatıda usta oyunculuk, karakterin iç dünyasını tüm yalınlığıyla görünür kılar.
Seyirci, bir kadının hikâyesini izlerken kendi hayatındaki eksik vuslatlarla, yarım kalmış vedalarla ve susarak geçirdiği yıllarla yüzleşiyor.

” Vuslat “, bir evliliğin bitişini değil; bir insanın kendine varışını anlatır.
Çünkü bazen en gerçek kavuşma, insanın kendisiyle yaptığı o sessiz yüzleşmede saklıdır.
Alper Angın’ın yazdığı, Tolga Yeter’in yönettiği ” Vuslat ” ın her sahnesinde Nilgün Kasapbaşoğlu harikalar yaratıyor.
” Vuslat “ı izlemenizi tavsiye ederim.
Serdar Karadeniz / Magazinname.com
Magazin Name Güncel Magazin Haberleri