” Onlar Pera’nın Kadınları, bizi biz yapan komşularımız, görmediklerimiz, bilmediklerimiz . Şimdi hepsiyle tanışma vaktidir.

Onları zamansızlaştırma zamanı. Bu hikaye Pera’nın tüm kadınlarına ithaf edilmiştir. ”

Petek Kırboğa’nın yazdığı, Muharrem Uğurlu’nun yönettiği ” Pera’nın Kadınları ” adlı oyunda, dramaturji çalışmasını Muharrem Uğurlu, Özlem Yalçın, Buse Özgel, Dafne Beri, Ayça Aydoğan, Banu Şahin, Gülşah Gül, yapımcılığını ise Mu-Pera üstlenmiş.Ve Gülşah Gül, Buse Özgel, Banu Şahin, Dafne Beri, Ayça Aydoğan son derece başarılı beş ayrı yoruma imza atmışlar.

Şair Nigar, Cahide Sonku, Anahit Yulanda Varan, Valentine Baronesi…hepsi bir zamanlar vardılar.Ne tuhaf, şimdi düşünüyorum da, hepsi farklı yerlerden çıkıp gelmişlerdi.Sonra yokluğa karıştılar, tıpkı hayat gibi.Hepsi biliyordu aslında, yaşamak için unutmak ve tutunmak gerekiyordu sadece.

Pera sokaklarına, daha çok zamanın bir yerine sıkışmış sesler, notalar, sözcükler, yarım kalmış nefesler, düşbozumları, hikayeler, hayatlar, hayaletler vardı sahnede… ve şarkılar.Hem ne demişti Attila İlhan:

” Şamdanları donanınca eski zaman sevdalarının…”

” Pera’nın Kadınları “nı izlerken, mesela ” La Maritza “ya eşlik ederken

“De mes dix premières années
Il ne me reste plus rien
Pas la plus pauvre poupée
Plus rien qu’un petit refrain
D’autrefois…”

bir repliğe düğümlendiğimi hissettim :

” İnsan hiç yalnız kalmamak için yalnız kalır mı ? ”

Muharrem Uğurlu eseri sahneye taşırken jestlerin, tavırların, seslerin, melodilerin, sessizliklerin uyumunu dikkatle, ustalıkla, kusursuz biçimde ortaya koymuş.

” Pera’nın Kadınları ” özenli rejisi, oyunculuklarıyla masterclass bir yapım.İzlemenizi, öneririm.

Pınar Çekirge / Magazinname.com

Bir yanıt yazın