L’Occitane en Provence ile “Sonsuz güzelliğin” peşinde

Akdeniz ve onu çevreleyen topraklardan ve geleneklerden ilham alarak, doğal, otantik ve etkili parfüm, cilt ve vücut bakım ürünleri tasarlayan L’Occitane dünyada ve Türkiye'de; vazgeçilmez markalar arasında yerini almasının nedeni sadece doğal içerikler kullanıyor olması değil yanı sıra kalıcı güzelliğin sırlarını mineral yağlarda bulması.

L’Occitane en Provence ile “Sonsuz güzelliğin” peşinde

Bitkilerin gücünü ruhlara taşımak…

Hammadde teminini adil ticaret ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerine göre yapan,  hayvanlar üzerinde herhangi bir test uygulamayan L’Occitane, esansiyel yağların ruh ve beden sağlığı üzerindeki etkisini araştırarak aromaterapi ve fitoterapi üzerine yaptıkları çalışmalarla kullanıcılarının daha kaliteli bir yaşam sürmelerini hedefliyor.

L’Occitane’ın hikayesi, bundan tam 45 yıl önce markanın kurucusu Olivier Baussan’a Provence’ta kendisine bir çiftçi tarafından hediye edilen damıtma makinesi ile başlar. Baussan, geleneksel yöntemlerle  bitkilerin damıtılması metodu ile elde edilen esansiyel yağları ürün içeriklerinde kullanır.

Bugün ise Baussan’ın damıtma makinesiyle başlayan marka serüveni  tüm dünyada 2500’ün üzerinde satış noktası, Türkiye’de ise online dahil 38 mağaza ile markanın sevenlerini büyüleyici Provence atmosferinden esinlenmiş ve her biri birbirindne özel hikayeleri olan ürünleriyle mağazalarında buluşturmasıyla devam ediyor.

 

 Duyusal bitkilerin başkenti Provence’in kadınlara hediyesi…

Burkina Faso’lu kadınlarla

 

Başta da değindiğimiz gibi L’Occitane sadece kişisel bakım ve kozmetik markası olması ile tanınmıyor. Markanın doğaya , insana saygı ilkesi kapsamında, tüm ürün koleksiyonlarının altında yatan gerçek hikayeler var.

1980 yılında Olivier Baussan,  Burkina Faso’da buranın yerlisi kadınların Shea ağaçlarından topladıkları Shea fındıklarından geneksel yöntemler kullanarak elde ettikleri yağın, Sahra çölünün kuru havasına karşı, bu kadınların ellerinde nemlendirme ve besleyici özelliğini keşfeder.

Marka 40 yıl önce Burkina Faso’daki kadın kooperatiflerinden el yapımı Shea yağı tedarik etmeye başlar. L’Occitane, başlangıçta bu ortaklıkta bir düzine kadınla çalışır. Yıllar içinde Biyoçeşitlilik ve Sürdürülebilirlik konuları ile ilgili çalışmaları ve 2006’da kurulan L’Occitane Vakfı, bu ülkede kadınların özgürleşmesini ve liderliğini küresel ölçeklerde teşvik eder..

 

“Adil ticaret* kaynak kullanımımız ve Shea ağaçlarına erişimlerini, eğitimlerini ve faaliyet çeşitliliğini sağlayan RESIST programımız ile onlarla adil ortaklıklar kurmaya devam edeceğiz.” Diyen marka  bugüne kadar Burkina Faso’lu kadınlara girişimcilik, mikro krediler, kız çocukları için eğitim ve kadın okur yazarlığı programları sağlayarak onları destekliyor.

 

2018 yılında, L’Occitane kendi kurduğu Vakıf ile Burkina Faso’da  2020 yılına kadar 33.000 kadına sosyo ekonomik gelişimini taahhüt eden marka, bu hedefini gerçekleştirdi. Şimdi ise 2025 yılına kadar 60.000 kadına destek vaadi bulunuyor.

 

Doğadan aldıklarını doğaya geri vermek..

 

L’Occitane,  yenilikçi ortakların, girişimcilerin ve hepsinden öte  tüketicilerinin yardımıyla döngüsel bir ekonomi oluşturmaya çalışan bir  marka.

 

1976’da kurulduğunda  ilk defa cam şişe kullanarak, şişelerin geri iadesini alıp,  dönüştürülmesini sağlayan ve geri dönüşümü destekleyen bir marka.

1992’de, halkı ve kamu yetkililerini ayırma ihtiyacı konusunda ikna etmeye çalışan, plastiklerin geri dönüşümünü ve geri kazanımını teşvik etmeye adanmış “L’action Mistral” adlı başka bir programları bulunuyor.

 

Marka mağazalarında hiç bir zaman plastik poşet kullanmıyor. Plastik bardak, pipet gibi içerikleri bulundurmuyor. Bunun yanı sıra eleme yöntemi ile de mevcutta  kullanılan plastik malzemeleri azaltmayı hedefliyor. Örneğin dış ambalajlarda kullanılan selefon kullanımını selüloz bazlı selefon ile değiştiriyor. 2022’ye kadar selefon kullanımını tamamen kaldırmayı hedefliyor. Ürün içlerinde bulunan spatulalar ise 2020 itibariyla tamamen yok olacak.

2020’de  yılbaşı dönemi içn özel olarak üretilen Advent Calendar ürün ambalajı tasarımında , iç kısımda kullanılan plastik yerine karton kullanarak , bir yıl öncesine göre kıyasla 22.5 ton plastik  tasarrufu elde ediliyor.

 

Marka ilk kez 2008 yılında Ekonomik – ekolojik ambalajları ( Refill) kullanıyor. Bu ambalajlar ilr  ürünlerinorijinal kutuları ürünle doldurularak birden ambalajın fazla kullanımını teşvik ediyor. Başlangıçta sadece sıvı sabunlar için bulunan bu yedek ambalajların ürün yelpazesi zamanla genişliyor. Tüketici tarafından da yoğun ilgi gören bu ambalajşar şampuan, duş jeli, saç kremleri hatta cilt bakım ürünlerindeki temizleyici ürünler için de bulunuyor. Refill ambalajlarında orijinal ürün şişsesine göre % 90’a kadar daha az plastik kullanılıyor. Ve her yıl yaklaşık 200 ton plastik tasarrufu sağlanıyor.

 

2025 yılına kadar hedef tüm şişelerin  % 100 Geri dönüştürülmüş plastik, tüm ambalajlarda da   % 100 Geri Dönüştürülebilir plastik kullanmak.

Mart 2020’den beri, şişelerin % 32’si geri dönüştürülmüş plastikten oluşuyor ve malzemelerin% 92’si geri dönüştürülebilir.

 

Aromakolji saç bakım serisine ait tüm ambalajlarda marka, son 10 yıldır % 100 geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. Ve tüm 300 ml, 500 ml sıvı sabun şişeleri % 100 geri dönüştürülmüş plastikten. Marka Aromakoloji Saç bakım serisi ve sıvı sabun ambalajşarında toplam 68 referans üründe % 100 geri dönüştürülmüş plastikten üretilmiş ambalaj kullanıyor.

 

L’Occitane Aralık 2018’de, %100 sürdürülebilir PET plastiğe geçiş amacıyla Loop Industries ile çok yıllık bir tedarik anlaşması imzaladığımızı duyurdu. Bu  stratejik işirliği sayesinde tüm ambalajlarında % 100 Geri dönüştürülmüş plastik kullanım hedefine 2025’ten çok daha kısa sürede ulaşacak gözüküyor.

L’Occcitane Uluslararası Projelere imza atıyor…

 

L’Occitane, doğanın gücünün şaşırtma ve öğretme yeteneğinin markanın içindeki  tutkuyu beslediğini ve gerçek bir fark yaratarak somut eylemlerle uzun vadede biyoçeşitliliğ koruma ilkesine ilham verdiğinin altını çiziyor.

Birleşik Gıda ve Tarım Örgütünün(FAO) 1900-2000 yılları arasında açıkladığı rakamlara göre bitki çeşitliliğinde % 75  oranında bir azalma olduğu tahmin ediliyor.*

L’Occitane 2025 yılına kadar 1000 bitki çeşidinin koruma altına alınacağının müjdesini veriyor. **

 

*FAO raporu “Dünyanın Gıda ve Tarım için Bitki Genetik Kaynaklarının Durumu” – 2010

**Bugün korunan 950 çeşitle çok yakınız ve 2025 için yeni, daha iddialı bir hedef üzerinde düşünüyoruz.

 PUR Projet ile İş birliği ..

 

L’Occitane, 2019 yılında “PUR Projet” ile küresel bir iş birliğine imza atıyor. Bu proje ile ekili arazilere ağaç dikme ve yeniden ağaçlandırma( hasarlı alanlarda)  için ortaklık kuruyor. Sadece  bir yılda 30.000’den fazla ağaç dikiliyor. Örneğin Japonya’da Mori-Nori projesi kıyılarını olası tsunamiden koruma amacıyla L’Occitane iş birliği ile bir bitki bariyeri oluşturuluyor.

 

Hasarlı Alanlarda Yeniden Ekim 

 

2019 yılında  Amazon ormanlarında, 2020 yılı başlarında Avustralya’da meydana gelen yıkıcı yangınlar gibi afetlerden dolayı ciddi etkilenen ekosistemi desteklemek amacıyla 2020 yılında marka bir fon oluşturuyor.

L’OCCITANE Ekosistemi Restorasyon Fonu, iklim acil durumlarına geçici olarak müdahale etmeyi amaçlıyor. Fon, L’OCCITANE’ın hissedarları arasında gönüllü bir dahili bağış kampanyası ile finanse edilemektedir. Grup, ciddi şekilde zarar görmüş ekosistemlerin yenilenmesine adanmış uzun ömürlü projelerin finanse edilmesine yardımcı olmak için 400.000 € tutarında bir destek fonunu taahhüt etmiştir. Avustralya’nın peyzajının yenilenmesine yardımcı olmak için ağaç dikme ve tarımsal ormancılık programlarına acil bir katkı olarak 200.000 € bağışlanmıştır. Vakıf, şirketin ziraat mühendisleri ve Avustralya’daki işletme ekipleriyle birlikte, önümüzdeki beş yıl içinde Avustralya’da 1 milyon ağacın yeniden dikilmesine yardımcı olmak için Milli Parklar ve Vahşi Yaşam Vakfı ile ortak olmuştur.

Bilgi için; 

Yasemin Y. Candemir
0533 4789797

yycandemir@gmail.com

Nilüfer Pazvantoğlu
0532 5211901

Bir yanıt yazın