N1 Aşk Radyo

Güneydoğu’nun çilekeş sanatçısı Kahtalı Miçe kimdir?

Güneydoğu’nun çilekeş sanatçısı Kahtalı Miçe kimdir?

“Soruyorlar şu ölünün nesi var? Çok sadaka vermiş çaresi var. Bir dolmuş gidiyor, tek yolcusu var.” Bir gönül adamını daha kaybettik. Adıyaman’ın dertli, çilekeş ozanı Kahtalı Mıçe, 74 yaşında yaşamını yitirdi. Efendiliğini hiç bozmadan söylediği eğlenceli, bir o kadar da düşündürücü türkülerle senelerce bize eşlik eden usta müzisyen, acılarla yoğrulmuş bir hayat hikayesi ve yüzlerce türkü bıraktı. “Baba der ki: İnsanoğlu bitiyor bitki gibi. Hem bitiyor hem yetiyor. Çekilmiş kenarda yalnız yatıyor evladı torunu akrabası.”

Erken Yılları ve Müziğe Başlangıcı

Nüfusta 1953 olarak yazılsa da gerçekte 1951 yılının Ocak ayında Adıyaman’ın Kahta ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı Mustafa Aslan’dı. Dört kardeştiler ve aileleri çok yoksuldu. Bu yüzden çocuk yaşta tarlalarda ırgatlık yaparak çalışmaya başladı. Devamlı gidemediği için ilkokulu 9 senede bitirebildi.

Müziğe olan yeteneğini ilk Kur’an kursuna gittiği cami imamı fark etti. Bazen minareye çıkartıp ezanı ona okuturdu. Türkçeyi çok sevdiği türküleri dinleyip öğrendi. 1971’de Kahta’dan Adıyaman merkeze gitti. Halk evlerinde bir süre eğitim aldı, ardından düğünlerde, aile çay bahçelerinde sahneye çıktı. “Bize yakışmaz, şarkıcı türkücü mü olacaksın?” denilerek gençliğinde akrabalarından, büyüklerinden çok dayak yedi ama vazgeçmedi. Müziğin zehri bir defa kanına, damarlarına karışmıştı artık. Aklı da gönlü de türkülerdeydi. Nasır ellerin, kızgın güneşin altında ekmek parası için gün boyu yanan ırgatların, köylülerin, yoksulların türkülerini söylemek istiyordu.

Adıyaman’da istediği gibi türkülerini söyleyemeyince Adana, Malatya ve Gaziantep’e gitti. Lunaparklarda, aile çay bahçelerinde sahne aldı. Az paraya çok yorulmasına rağmen hiç gocunmadı. Çünkü hayalinin peşinden gidiyordu. Herkes Mustafa ismini Mıçe olarak kısalttığı için de çok geçmeden ismi Kahtalı Mıçe olarak anılmaya başlandı. Kente konser için gelen Aşık Mahsuni ile tanıştı, onun ayak izlerini takip etmeye çalıştı.

Kahtalı Mıçe müzisyenlik yapıyordu ancak hayatına devam edecek kadar para kazanamıyordu. Bu yüzden Adıyaman’da Beden Terbiyesi Spor İl Müdürlüğü’nde işe girdi, senelerce çalıştı.

Evliliği ve Siyasi Baskılar

1975’te bir telefon bağlatmak için aradığı PTT santral görevlisi Hülya Hanım’la tanıştı. Sürekli telefon edip sevdiğine şiirler okuyan, türküler söyleyen Kahtalı ile Hülya Hanım evlenmeye karar verdi ancak kızın ailesi buna karşı çıkınca mecburen kaçtılar. Seneler sonra dört çocukları olunca aileler arasındaki buzlar da eridi.

Kahtalı’nın stüdyolara girip kaset dolduracak ne imkanı ne de parası vardı. Toprak damlı kerpiç evlerde teyplere söyleyip çoğalttığı kasetlerle doğu ve Güneydoğu’da tanındı. Bu şekilde doldurduğu kasete bir de Kürtçe şarkı ekledi. İşte o aşk şarkısı çok geçmeden başına iş açtı. Besni’de pastaneye giden bir astsubay çalan şarkıyı duyup kızdı. Kasedi alıp karakola gitti, Kahtalı Mıçe’yi şikayet edip kendince memleketi kurtardı. O Kürtçe şarkı yüzünden 1980’lerin başında polisler evini basıp gözaltına aldı. Ailesiyle Sivas’a sürgün edildi. 10 yıllık işini kaybetti. Çocuklarının Şivan ve Berivan ismi bile camlarına taş olarak geri dönüyordu.

Aylar sonra nihayet Adıyaman’a gelmesine izin verildi ancak bu sefer de 12 Eylül darbesi oldu. 1980 Darbesi olduğunda Kahtalı Mıçe’nin ilk işi ağlaya ağlaya evdeki kitapları yakmak oldu. Çünkü biliyordu, Gorki’nin Ana kitabı, Jack London’ın Demir Ökçe’si bile cezaevine girmesine yetecekti. Ancak bu onu darbecilerden kurtarmaya yetmedi. Pazartesi günü kapısını çalan jandarmalar binlerce kişi gibi onu da alıp götürdü. İşkenceler gördü, kulak zarı patladı. 11 ay içeride kaldı. Sırrı Süreyya Önder’in çektiği ve kendisinin de oynadığı Beynelmilel filmi bir anlamda onun bu trajikomik hikayesini anlatıyordu.

İstanbul’a Göç ve Şöhret Yılları

Kahtalı’nın çilesi bitmiyordu. Adıyaman’daki evi televizyon tüpünün yanması nedeniyle kül oldu. Gündüz vakti çıkan yangında ailesi evde olmadığı için neyse ki kimse yara almadı. Güneydoğu Kahtalı’ya artık dar gelmeye başlamıştı. 1986’da “taşı toprağı altın” dedikleri İstanbul’a yepyeni bir hayat için gitti. Altyapısı olduğu için kasetçiler çarşısında tanınıyordu. Çok geçmeden aynı sene Gurbet Kuşları adlı ilk profesyonel kasedi çıktı ancak birçok gariban sanatçı gibi onun emeğiyle parayı başkaları kazandı. Banrolün olmadığı, korsanın peynir ekmek gibi sattığı, yapımcının kafasına göre davrandığı o zamanlarda bu rekor satıştan payına düşen sadece kuru bir şöhret oldu. Sonra kasetler, albümler peş peşe geldi, Avrupa turneleri de çok çıktı, onlarca konser verdi.

Kahtalı Mıçe 80’lerin sonu ve 90’ların başında tüm Türkiye onu tanımaya başladı. Özel kanallarla birlikte nihayet televizyon ekranları da ona açıldı. Kahtalı Mıçe’nin türkülerinde aşk ve acı sevdalar kadar hayat hikayesinin aynası olan haksızlıklar, yoksulluk ve yaşam mücadelesi vardı. Bu yüzden dinleyicisi de onun gibi sınıfsal ve ekonomik mücadele veren kesimlerdi. Etiler’de, Tarabya’da sahne alacak değildi, onun yeri ötekilerin yaşadığı Bağcılar, Aksaray gibi mekanlardı. Kahtalı Mıçe daha popüler olmasına rağmen arabesk rüzgarına da pek kapılmadı, o gazelleri, türküleri seviyordu. Bu tarzını 56 senelik sanat yaşamı boyunca da devam ettirdi. Onun bir sevdası türküler, diğeri memleketi Adıyaman’dı. İbrahim Tatlıses’in anne tarafıyla onun ailesi kirveydi. Bu yüzden 1960’lardan beri sürekli görüşüyorlardı. Tatlıses şöhret olduktan sonra da onu unutmadı, defalarca programında konuk etti. Kahtalı 90’larda Ahmet Kaya’ya da konuk olan isimlerdendir. “Benim canım ciğerim, bir hemşerim.”

Adıyaman’ın yanı sıra bir dönem İstanbul, Gaziantep ve Şanlıurfa’da da yaşayan Kahtalı Mıçe, 2000’lerde diğer birçok eski sanatçı gibi gelişen teknolojinin, değişen kuşakların ve yozlaşan müzik tarzının kurbanı oldu. Türküleri, gazelleri insanlara daha az ulaştı. “Yıllara sığmayan özlemlerim var.”

Maddi Zorluklar ve Son Dönemleri

Zenginlikten, paradan yana hiç şansı olmadı. 56 sene boyunca 19 kaset çıkarttı ancak bir evi bile yoktu. Sonunda 2011’de Japon yeniyle kredi çekip bir ev aldı ancak kur dalgalanması nedeniyle mağdur oldu. Aldığı evi bankaya bırakmasına rağmen borçtan kurtulamadı. Yine de her şeye rağmen türküler söyleyip çeşitli mekanlarda sahne alıp hayata devam etti. İkisi kız, 4 çocuk büyüttü.

Artık 70’li yaşlarında olan Kahtalı Mıçe’nin çilesi bitmemişti. 6 Şubat 2023’te o bölgede yaşayan binlerce insan gibi o da çifte büyük depremlerin hem korkusunu yaşadı hem de acısını. O saatte Kahta’daydı. Kendisi ve ailesi kurtuldu ancak 100’e yakın akrabasını kaybetti. Onlar arasında iki yeğeni de vardı. O günden sonra onun için Adıyaman “Acı Yaman” oldu. “Ağlıyorlar arkasından bir anlık bence o da hatır için insanlık.”

Kahtalı Mıçe demek Adıyaman demekti. O çok sevdiği memleketi de ona vefasını gösterdi. Yaşarken adı üniversitenin konservatuvar bölümüne ve bir kültür merkezine verildi. Ancak bu sevinçleri hep yarım kalıyordu. Yine öyle oldu. “Tedavi görüyorum, tedavi sonu da biraz sürer bir 2-3 ay. Onun için beni sevenlere buradan sesleniyorum. Dualarınızı eksik etmeyin. Hepinize saygılarımı iletiyorum, çok teşekkür ediyorum, sağ olun var olun.”

Depremden kısa bir süre sonra ince bağırsak kanserine yakalandığını öğrendi. Antalya’da hastanede tedavi gören Kahtalı Mıçe, 6 Şubat depremlerinin ikinci yıl dönümünde hasta yatağından bir video paylaştı. Kahtalı Mıçe hem hemşehrilerinin acısını paylaştı hem de herkesten dua istedi. Bu onun aslında son görüntüsü, son vedasıydı. “Bugün 6 Şubat. Kaybettiklerimizi rahmetle anıyorum. Dualarınızı eksik etmeyin. Hastanedeyim, tedavi görüyorum. Allah sana gelse eyvallah. Koldan gelenden korkacaksın.” Bir süre sonra hastalık metastaz yaptı, bağırsaklarından sonra karaciğerine de sıçradı.

Vefatı ve Sonsuz Yolculuğu

Kahtalı Mıçe 15 Şubat 2025’te Antalya’da tedavi gördüğü hastanede 74 yaşında hayatını kaybetti. Kahtalı Mıçe ölmeden önce yönetmen Serkan Koç kıymetli bir işe imza attı: onunla görüşüp belgeselini çekti.

Kahtalı için ilk tören Antalya’da yapıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı cenaze namazının ardından naaşı memleketi Adıyaman’a gönderildi. Adıyaman’da ilk tören kendi adının verildiği Kahtalı Mıçe Kültür Merkezi’nde yapıldı. Yüzlerce kişi onu uğurlamak için oraya akın etti. Avlu dahil her yer tıklım tıklım doluydu. Ardından Çağrı Camii’nde cenaze namazı kılındı. Onu uğurlamak için yüzlerce kişi oradaydı. Yakınları, hemşehrileri tabutun başında yan yana saf tuttu. “Soruyorlar şu ölünün nesi var? Çok sadaka vermiş cariyesi var. Bir dolmuş gidiyor, tek yolcusu var.”

Kahtalı Mıçe, kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları arasında Kahta Karşıyaka Belediye Mezarlığı’nda toprağa verildi. “Baba der ki: İnsanoğlu bitiyor bitki gibi. Hem bitiyor hem yetiyor. Çekilmiş kenarda yalnız yatıyor evladı torunu akrabası.”

Kahtalı Mıçe sadece eğlenceli türküler söyleyen, sıra gecelerinde sahne alan bir isim değildi. Hep o tarz programlara davet edilip türkü söylediği için Türkiye onun diğer aydın yüzünü tanıyamadı. Ama o Güneydoğu’nun kızgın, kızıl toprağında hamuru yoksullukla yoğrulan, Aşık Mahsuni, Pir Sultan Abdal gibi isimlerden beslenen bir sanatçıydı. Geride hüzünlü bir hayat hikayesi ve sevenlerinin hiç bıkmadan dinlediği yüzlerce türkü bıraktı.

Bir yanıt yazın