Hatırlıyorum, Sönmez Köksal’ın Özlem Sanberk, Memduh Karakullukçu ile hazırladığı ve Filiz Akın’ın konuk olduğu, editörlüğünü Gökberk Kızıltan’ın üstlendiği ” Değerler Çıkarlar ve Dönüşüm ” (2021 ) adlı kitabını, çok şey öğrenerek okumuştum.

Sönmez Köksal’ın son çalışması BAĞDAT GÜNCESİ Türkiye, Ortadoğu ve Dünya İçin Kritik Yıllar, 1986-1990( 2025) Kronik Yayınevi etiketiyle raflarda yerini aldı.

” 1986-1990… Irak-İran Savaşı’nın son yılları ve Birinci Körfez Savaşı’na giden sürecin en kritik dönemi. Saddam Hüseyin rejiminin demir bir perdeyle kapattığı Bağdat’ın kalbinde, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir isim vardı: 

     Büyükelçi Sönmez Köksal.

Dışişleri Bakanlığı’ndaki uzun kariyerinin ardından Millî İstihbarat Teşkilatı’nın ilk sivil müsteşarı olarak da görev yapacak olan Köksal, tarihin hızlandığı bu yıllara bizzat tanıklık etti. Görev süresi boyunca tuttuğu günlük notlar ve kişisel değerlendirmelerinden oluşan BAĞDAT GÜNCESİ okuru Saddam ve Tarık Aziz’le yapılan görüşmelerin kapalı kapıları ardına, diplomatik yazışmaların perde arkasına ve savaş koşullarındaki bir başkentte hayatın ve siyasetin kılcal damarlarına taşıyor.

Türkiye-Irak ilişkilerinin en çalkantılı dönemlerinden birine ışık tutan BAĞDAT GÜNCESİ bir savaşın bitişini, Kuveyt’in işgaline giden sürecin ayak seslerini, baskıcı bir rejimde doğru bilgiye ulaşmanın zorluklarını ve Ankara’ya en isabetli resmi çizme çabalarını belgeliyor. Ayrıca bir büyükelçiliğin günlük işleyişine dair tüm ayrıntılar da bu satırlarda yer buluyor.

Büyük bir diplomatik tecrübenin süzgecinden geçen bu notlar, hem okurlara hem tarihçilere paha biçilmez bir kaynak sunuyor.

BAĞDAT GÜNCESİ, bir savaşın son anlarından bir diğerinin doğuşuna uzanan süreci gözler önüne seriyor; yakın tarihin en önemli dönemeçlerinden birini, bir diplomatın gözünden içeriden okuma ve anlama fırsatı sağlıyor.”

BAĞDAT GÜNCESİ, hiç kuşkusuz, bir dönemi belgeleyen, arşiv değeri olan, yarına kalacak çok önemli bir kitap…üstelik bir büyükelçinin kaleminden tüm o ‘ yüksek gerilimli ‘ zamanları yeniden hatırlamak, bilinmeyen gerçeklerle yüzleşmek, yakın tarihin sır dolu koridorlarında dolaşmak okura çok şeyler katıyor.

 

Pınar Çekirge / Magazinname.com

Bir yanıt yazın