Gururun Gösterişi, Kibrin Gölgesi
Gurur, insana yakıştığında bir duruştur; fazlası ise düğün salonunda ısrarla oynanan davul zurna gibidir: Başta hoş gelir, sonra herkesin başını ağrıtır.
Kibir deseniz… O, sofraya davetsiz gelen misafir gibidir: Ne yedirir, ne içirir, ne de kalkıp gider.
Oysa hayatta bazen bir “pardon” demek, koca bir dağın tepesinden yuvarlanan kayayı durdurmak gibidir. Ama biz ne yapıyoruz? Gurur diye diye o kayayı sırtımıza alıyoruz, sonra da “niye belim ağrıyor” diye şikâyet ediyoruz.
Kibirli insan kendini gökyüzü sanır ama yağmur yağdı mı ilk o ıslanır. Çünkü bulut olmak kolaydır, gölge olmak zordur.
Gururlu insan “ben kırılmam” der, ama en ufak rüzgârda dal gibi sallanır.
Bakın dostlar; Gurur, yanlış yerde kullanıldığında telefon çekmeyen dağ başına benzer. Kimseye ulaşamazsın, kimse de sana ulaşamaz. Kibir ise, boş tenekenin çıkardığı gürültüdür. Ses çok, öz yok.
Tevazuya gelince… O tam bir şiir. Çayını demleyip sana ikram eden komşu gibidir. Küçük görünür ama gönül büyütür. Alçakgönüllülük, insana öyle yakışır ki; insanı gömlek gibi değil, kanat gibi taşır.
Kısacası:
Gurur bazen süs, kibir daima yük.
Tevazu ise insanın omzuna konan serçedir; korkmaz, kaçar ama hep geri döner.
Kamil Hızer / Magazinname.com
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
Bir Yorum Bırakın