Yönetmen: Joseph Kosinski
Başroller: Brad Pitt, Damson Idris, Javier Bardem, Kerry Condon
Yapım: Apple Studios, Warner Bros.
Süre: 156 dakika
Tür: Spor, Dram, Aksiyon
Vizyon Tarihi: 27 Haziran 2025
Teknoloji devi Apple ve sinemanın köklü ismi Warner Bros., yılın en çok konuşulan projelerinden biriyle karşımızda: F1: The Movie. Yönetmen koltuğunda Top Gun: Maverick’in başarılı ismi Joseph Kosinski’nin oturduğu film, motor sporları dünyasına dair etkileyici bir dramatik hikâye sunuyor. Başrolde Brad Pitt’in yer aldığı yapım, yaş ve rekabet temaları ekseninde şekillenirken, IMAX formatı ve gerçek pist görüntüleriyle adeta bir görsel şölene dönüşüyor.
Pistte Geç Kalmış Bir Veda
Brad Pitt, filmde Sonny Hayes adlı 50’li yaşlarını süren eski bir dayanıklılık yarışçısını canlandırıyor. Kariyerinde dramatik bir kazayla kenara çekilen Sonny, yıllar sonra yeniden piste dönme şansı elde eder. Onu bu serüvene çağıran ise eski takım arkadaşı Ruben Cervantes (Javier Bardem) olur. Sonny, zayıf bir F1 takımı olan APXGP’de genç yıldız Joshua Pearce’a (Damson Idris) akıl hocalığı yaparken, bir yandan pistte rekabet etmeye de karar verir.
Film, klasik bir spor anlatısı çerçevesinde ilerliyor: Düşüş, ikinci şans ve yeniden doğuş. Ancak bu kez hikâyenin merkezinde yaşlılık, deneyim, egolar ve kuşak çatışması gibi modern temalar yer alıyor.
Oyunculuklar: Pitt Işıltılı, Bardem Güçlü, Idris Yüzeysel
Brad Pitt, alışık olduğumuz karizmasıyla rolüne yakışıyor. 60 yaşındaki aktör, fiziksel olarak F1 pilotu olmak için geç bir yaşta olsa da karakterin tecrübesini ve içsel çatışmasını başarıyla yansıtmış. RogerEbert.com, Pitt’in performansını “soğukkanlı ama karizmatik” olarak değerlendiriyor.
Javier Bardem, takım patronu Ruben karakteriyle filmin dramatik yükünü sırtlıyor. Eleştirmenler, Bardem’in mizahi tonu ve duygusal sahnelerdeki başarısıyla filmi ayakta tuttuğu konusunda hemfikir.
Damson Idris ise genç yıldız Joshua rolünde fiziksel olarak ikna edici olsa da karakterin derinliği eksik kalıyor. Hem senaryo hem de oyunculuk anlamında daha fazla detay kazandırılabilirdi.
Kerry Condon, yarış koordinatörü Kate rolünde özellikle pist dışındaki teknik sahnelerde dikkat çekiyor. Karakteri filmdeki tek güçlü kadın figürü olarak konumlandırılmış ve bu yönden senaryoya denge katıyor.
Teknik Yönden Bir Başarı Örneği
Filmin en güçlü yanı kuşkusuz görsel dili. Claudio Miranda’nın sinematografisi, izleyiciyi adeta bir F1 kokpitine oturtuyor. Gerçek pistlerde (Silverstone, Hungaroring, Spa, Monza gibi) çekilen sahneler, lens kullanımı sayesinde inanılmaz bir hız hissi yaratıyor.
Yönetmen Joseph Kosinski, lens milimetresiyle oynayarak farklı hız algıları yaratmayı başarmış. Bu teknik detay sayesinde bazı sahnelerde kasıtlı olarak hız düşürülerek duygusal vurgu sağlanıyor. Bu açıdan bakıldığında, film adeta bir sinema mühendisliği örneği.
Hans Zimmer imzalı müzikler, tempolu sahneleri destekler nitelikte. Ancak bazı izleyiciler, müziğin zaman zaman baskın geldiğini ve pist seslerinin geri planda kaldığını belirtiyor.
Kurgu, Senaryo ve Gerçeklik Üzerine
Senaryo, sağlam ama tahmin edilebilir bir yapıya sahip. “Yüksel, düş, yeniden ayağa kalk” matematiği burada da geçerli. Eleştirmenler, Ford v Ferrari gibi benzer türdeki yapımlarda daha fazla dramatik risk alındığını belirtiyor.
F1 hayranları için bir sorun ise teknik gerçeklik. Filmde bazı kurallar göz ardı ediliyor. Özellikle Sonny’nin pist üstünde fiziksel temas içeren “Plan C” stratejisi, FIA kurallarına göre cezai sonuç doğuracak nitelikte. Ancak dramatik yapı gereği film bu detayı göz ardı etmiş.
Eleştirmenler Ne Diyor?
Time Magazine:
“Brad Pitt’in karizması ve Zimmer’ın müzikleriyle desteklenen bu film, pistte yaşlılıkla yarışan bir kahramanın hikâyesini başarıyla anlatıyor.”
Washington Post:
“Pistteki aksiyon büyüleyici ama hikâye anlatımı fazla güvenli ve tanıdık.”
Cinemablend:
“Gerçek pistlerde çekilen sahneler büyüleyici. Özellikle Monza’daki kaza sahnesi teknik olarak müthiş tasarlanmış.”
The Week:
“F1’in iç dünyasına dair çok fazla teknik bilgi sunulmasa da heyecanı son ana kadar hissediyorsunuz.”
Gişe ve Yayın Stratejisi: Apple’ın Büyük Hamlesi
Apple, F1: The Movie ile bugüne kadarki en büyük sinema girişimine imza attı. Film ilk 10 günde 358 milyon dolarlık gişe hasılatına ulaşarak şirketin Napoleon ve Killers of the Flower Moon gibi projelerini geride bıraktı.
Yayın stratejisi de dikkat çekici: Film önce sinemalarda, ardından Apple TV+ platformunda izleyiciyle buluşacak. Bu model, hem dijital hem de geleneksel izleyici kitlesini hedefliyor.
Sonuç: Büyük Ekran İçin Biçilmiş Kaftan
F1: The Movie, teknik mükemmeliyet, yüksek tempolu aksiyon ve karizmatik bir başrol performansıyla yılın öne çıkan yapımlarından biri. Hikâye yönüyle çığır açmasa da büyük perdeye taşınması gereken bir deneyim sunuyor. Özellikle IMAX veya kaliteli ses sistemine sahip salonlarda izlenmesi şiddetle tavsiye ediliyor.
Kamil Hızer / Magazinname.com
Instagram: @kamilhizer
Magazin Name Güncel Magazin Haberleri