Barış Manço’yu nasıl bilirdiniz diye sorsam, herkesin söyleyecek bir şeyleri vardır mutlaka. Büyük başarılarının yanında, büyük dramlar da yaşadı. Belki de onu bu kadar büyük gösteren, yaşadığı acılardır, kim bilir?
150’den fazla ülke gezen, iki kez kanser sebebiyle ameliyat olan, babasını kaybetmenin acısını dindiremeyen, trafik kazası geçiren, sağcıların saldırısına uğrayan… Bitmek bilmeyen enerjisiyle milyonlarca çocuğun Barış abisi olan sıra dışı bir kişilikti.
Barış Manço’nun unutulmazları saymakla bitmez. Mesela, Türklere barbar ve vahşi diyen o Fransız muhabire verdiği cevabı kim unutabilir? “Nane Limon” tarifi verip hastalarımızla ilgilendi. Siyasetin nasıl kirli bir iş olduğunu da anlattı:
“Siyaset çok kirliydi, hatta çok kirli, daha da kirliydi. Yani bu ülkede başbakanlar asıldı, bu ülkede bakanlar asıldı. Siyaset her zaman için çok kirli oldu.”
Düşman gözüyle bakılan Cem Karaca ile nasıl dost olduğunu anlatıp kıssadan hisseler verdi. Erkin Koray ise Barış Manço hakkında şöyle demişti:
“Barış Manço bu memleketin büyük bir sanatçısı, bir ekol. Benim fikir beyan etmem bile gerekmez. Ayrıca biz arkadaşız, biz birbirimiz hakkında hep güzel düşündük. Cem, ben, Barış… Biz zaten ayrı ayrı ekollerdeyiz. Güzelliğimiz orada. Hani aynı tencerenin içinde üç ayrı tarz, aynı şeyi yapar gibi gözüktük.”
Gerçek Barış Manço kimdi? Gelin, birlikte tanıyalım.
Barış Manço: Hayatın ve Müziğin İsim Babası
Barış Manço dünyaya geldiğinde, II. Dünya Savaşı tüm şiddetiyle devam ediyordu. Savaşın etkisinin en şiddetli hissedildiği zamanlardı. İki yıl önce doğan çocuklarına Savaş adını veren Rikkat ve Hakkı Manço çifti, bu kez doğan çocuklarına Barış adını verdiler. Belki de 1943’te doğan çocuklarının barış içinde yaşayıp, dünyaya barış getirmesini istemişlerdi. Tüm dünya çocuklarına sevgiyi öğretmeye çalışması bundan olsa gerekti.
Ataları sürekli göç ederek yaşamıştı. İstanbul’un Fethi’nden sonra Konya’dan Selanik’e göçmüşler, I. Dünya Savaşı’nda ise yolları İstanbul’a düşmüştü. Barış’ın anne ve babası o 3 yaşındayken ayrılınca, küçük Barış babasıyla yaşamaya başladı. En büyük problemlerinden biri ise sık sık ev değiştirmeleriydi. Cihangir, Üsküdar, Fatih, Kadıköy derken, Ankara’ya kadar gitmişlerdi. Bu yüzden sağlıklı bir eğitim hayatı olmadı Barış’ın; sürekli okul değiştirmek onu eğitim alanında geri plana itmişti.
Barış’ın annesi Rikkat Hanım, Devlet Konservatuvarı’nda Klasik Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Aynı zamanda iyi bir yazardı. Zeki Müren’in bile hocalığını yapmış bilgili bir isimdi. Bazı zamanlar Rikkat Hanım, Barış’ı yanına alıyor ve çeşitli programlarda birlikte şarkı söylüyorlardı. Barış’ın müziğe ilk büyük sevdası böylece annesi sayesinde başlamış oldu.
İlk Müzik Adımları ve Aile Dramı
Küçük Barış, Galatasaray Lisesi orta bölümünde okurken aklına birden müzik grubu kurma fikri geldi. 1957 yılında başlayan çalışmalar, 1958 yılında hayat buldu ve arkadaşlarıyla birlikte Kafadarlar grubunu kurdu. Rock and Roll cover’ları yaptıkları bu dönemde ilk bestesi olan “Dream Girl”‘ü yayınladı ve bu beste ile Ankara’dan ödül aldı.
İkinci grubunu yine Galatasaray Lisesi’nden arkadaşlarıyla birlikte Harmoniler ismiyle kurdu. Küçük konserler vermeye başlamıştı ki 4 Mayıs 1959’da babasını kaybetti. Babasının kaybı ona büyük acılar yaşattı. O da bu acıları dindirmek için müziğe daha fazla yöneldi.
Babasının kaybı maddi sıkıntıları da beraberinde getirdi. Bu yüzden Galatasaray Lisesi’nden ayrılıp daha mütevazı bir okul olan Şişli Terakki Lisesi’ne kaydoldu. Babasının ölümü büyük bir trajedi barındırıyordu. İsmail Hakkı Bey, devlete demiryolu yapmak isteyen bir şirkete kefil olmuştu. Şirket borca girip iflas edince, tüm yük İsmail Hakkı Bey’in üzerine kalmıştı. Fikirtepe’nin neredeyse yarısı ona aitti ancak tüm mirası yavaş yavaş erimişti. İsmail Hakkı Bey’in elinde tek bir daire bile kalmamıştı. Bu kaybetme hissi onu mahvetmiş ve genç yaşta hayatını kaybetmişti. Barış Manço yıllar sonra bu konuyla ilgili şöyle diyecekti:
“Ben ve ailem kefil olmaktan çok korkarız. Kefillik yüzünden her şeyimizi kaybettik. Elimizde sadece Karacaahmet Mezarlığı’nda yer alan aile mezarlığı arazisi kaldı.”
Avrupa Yılları: Zorluklar ve Tanınırlık
Zorlu süreçlerden geçen Barış, müzikte ilerlemeye kararlıydı. Harmoniler’le verdiği küçük çaplı konserlerden sonra Grafson Plakçılık’tan üç tane 45’lik çıkardı. Liseden sonra eğitimi için annesinin desteğiyle Belçika’ya gitmek istedi.
1963’te Belçika Kraliyet Akademisi’ne girdi. Onun gidişiyle Harmoniler grubu dağılmış oldu. Belçika’ya gitmek hiç kolay olmamıştı; önce salyangoz dolu bir kamyonla İstanbul’dan Lyon’a, sonra otostopla Paris’e geçti. Amacı daha önce konuştuğu ünlü isim Henry Salvador’la buluşmaktı ancak Henry, Barış Manço’nun Fransızcasını yetersiz buldu. Bu hayali suya düşünce Belçika’ya gitti ve Belçika Kraliyet Akademisi’nde resim, grafik ve iç mimarlık eğitimi aldı. Boş vakitlerinde geçinmek için garsonluk gibi işler yaptı.
Eğitim gördüğü sırada Belçikalı Şair Andre Soukhair’le tanıştı. Barış’ın sıcaklığı Andre’yi çok etkilemişti. Andre, söz yazıyor, Barış da bestesini yapıyordu. Böylece Barış müzikten de kopmamış oldu. 1964’te Rigolo Plak’la anlaşıp Jacques Denjean’in orkestrasıyla birlikte çalışmaya başladı. Burada iki adet Fransızca plak çıkardı. Barış Manço’nun plakları Fransız radyolarında sürekli çalınca, bazı programlara konuk oldu. Plaklar Türkiye’ye ulaştığında ise Barış Manço, Barış Hango adıyla Fransız şarkıcı olarak tanıtıldı. Bu duruma annesi müdahale etti ve gerekli düzenlemeler yapıldı. Onu yeterli bulmayan Henry Salvador bile, Barış’ın çıkardığı plaklardan sonra onu arayıp tebrik etti.
1965’ten sonra dikkatleri iyice üzerine çekti. Ancak daha sonra ilginç bir durum ortaya çıktı: Fransa’nın önde gelen müzisyenlerinden biri Barış Manço’nun aksanını beğenmediği için onun çıkardığı plakların piyasaya sürülmesine kısıtlama getirdi. Bu olay Barış Manço’yu çok etkiledi ve Fransa’daki kariyerine nokta koymaya karar verdi.
Bu yaralayıcı olaydan sonra Belçikalı grup Les Moustigres ile çalışmaya başladı. Grupla birlikte Belçika, Çekoslovakya, Almanya, Japonya ve Hollanda gibi birçok ülkede konserler verdi. Bu dönemlerde iki Türk türküsünün de yer aldığı bir çift 45’lik çıkardı. Avrupa konserleri devam ederken Belçikalı Mary Claud’la tanıştı. Bu tanışıklık aşka dönüştü ve çift İstanbul’da nişanlandı. Ancak nişanlılıkları yalnızca üç yıl sürdü.
Yönünü Anadolu’ya Çeviriş ve Müziğin Köprüsü Olmak
Barış Manço İstanbul’a döndüğünde Fikret Kızılok, Mazhar Alanson ve Fuat Güner’in de yer aldığı Kaygısızlar grubuna katıldı. Bu gruba adeta hayat vermişti ve onun en muhteşem şarkılarından biri olan “Kol Düğmeleri” bu grup adı altında çıkacaktı. Hem Türkçe hem de İngilizce şarkılar söylüyorlardı. 45’liklerinden biri olan “Ağlama Değmez Hayat”, 100.000 adet satarak ona ilk kez Altın Plak ödülünü kazandırdı.
Grup, Fransız şirketler Philips ve Barclay’den anlaşma teklifi aldı ancak grubun adının “Possibility” olarak değiştirilmesi hoş karşılanmadı. Fikret Kızılok sebebiyle yaşadığı ayrılık ve grubun isim değişikliği nedeniyle aldığı tepkiler yüzünden ekipten ayrılmaya karar verdi.
1970’lere kadar Batı müziğinin etkisinde kalan Barış Manço, yönünü Anadolu’ya çevirdi. Kemençe ustası Cüneyt Orhon’la birlikte yazdığı “Dağlar Dağlar”‘ı seslendirdi. Gitarın ve kemençenin buluştuğu bu müzik, Barış için yeni bir yolun başlangıcı oldu. Bu türkü bir milyona yakın satıp Platin Plak ödülünü kazandırdı. Artık herkes biliyordu onun adını ve bu türkünün etkisiyle 1970 yılında Moğollar grubuyla birleşti.
Ancak grupla sadece bir yıl çalışabildi ve sağlık sorunları nedeniyle grupla olan bağları aniden koptu. Barış Manço, midesinden iki kez ameliyat geçirdi; midesinde tümör oluşmuştu ancak erken tespit sayesinde bu tümörler büyümeden alındı.
1972 yılında Kurtalan Ekspres’i kurdu. Askerlik süreci boyunca Ordu evlerinde sahne aldı. Askerden sonra Kurtalan Ekspres’le birlikte “Küheylan” ve “Lambaya Püf De” şarkılarını piyasaya sürdü. “Küheylan” şarkısının sözleri yüzünden Barış Manço, ülkücü olarak ilan edildi ve solcuların hışmıyla karşılaştı. Bir konser çıkışında sağcıların saldırısıyla karşılaşmıştı. Müziğin güzel ismi Kurtalan Ekspres’le bir ilk daha yaşadı ve “Hey Koca Topçu” şarkısına ilk video klibini çekti.
‘7’den 77’ye’ ve Sonsuz Bir İz Bırakış
1975’te tanıştığı Lale Çağlar’la 1978’de dünya evine girdiler. 1981’de ilk çocukları Doğukan, 1984’te ise Batıkan Zorbey dünyaya geldi.
Kurtalan Ekspres’le birlikte “Yeni Bir Gün” albümünü çıkardılar. “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” ve “Aynalı Kemer” gibi eserlerle yerini iyice sağlamlaştırdı. “Gülpembe” şarkısı ise onun imza şarkılarından oldu ve büyük ses getirdi. Bu şarkıyı çok sevdiği babaannesi Nimet Hanım için yazmıştı.
1988 yılında TRT’nin teklifiyle “Barış Manço ile 7’den 77’ye” programı başladı. 90’ların çocukları başta olmak üzere, herkesi ekrana kilitlemişti. Bu program sayesinde onunla birlikte ülke ülke gezmişti. Barış Manço 150’den fazla ülkeye gitmişti program için ve o yıllarda ufkumuzu açan insanlardan biri olmuştu. Ardından yine küçüklere hitap eden “Adam Olacak Çocuk” programını yayınlamaya başladı.
1990’larda siyasete de atıldı ve Tansu Çiller’in başkanlığını yaptığı Doğru Yol Partisi ile Kadıköy Belediye Başkan adayı oldu fakat seçimlerden çekilme kararı aldı. Siyaset ona göre değildi.
1 Şubat 1999 tarihinde Moda’daki evinde kalp krizi geçirdi ve 7’den 70’e herkesin sevdiği o adamı, henüz 56 yaşındayken kaybettik. Hem onun için hem de bizim için çok erkendi. Onun gidişiyle büyük bir boşluk oluştu kalbimizde ve yeri asla dolmadı.
3 Şubat 1999’da Galatasaray ve Türk bayrağı eşliğinde naşı Atatürk Kültür Merkezi’ne getirildi. On binlerce insanın katıldığı bir törenle, Kanlıca’daki Mihrimah Sultan Mezarlığı’nda toprağa verildi. Türk halkı onu gerçekten çok sevmişti. O yıllarda hepimiz onun gözünde adam olacak çocuklardık.
Umarım onun hayallerini gerçekleştirmiş ve istediği gibi insanlar olmuşuzdur. Biz en çok onun **”10 puan!”**larını özledik ve her bayram sabahı erkenden kalktığımızı bilmeni istiyoruz. Sen olmasaydın, çocukluğumuz biraz eksik kalırdı sanki. İyi ki doğup iyi ki var oldun.
Magazin Name Güncel Magazin Haberleri
