Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
Magazin Name

The Platform “El Hoyo” film incelemesi ve eleştirisi

Bu filmi izlerken mideniz kaldırmayabilir

Diş teli
03.01.2022
A+
A-

Bugün geçtiğimiz yıl Netflix’te yaşanan ama sonra seyrederim diye devamlı olarak ertelediğimi The platform ya da orijinal ismi ile El Hoyo adlı İspanyol filmi sizler için izledim ve incelemelerimi sizlere aktarıyorum.

The Platform “El Hoyo” filminin senaryosunu David Desola ve Pedro Rivero ikilisi yazarken, yönetmen koltuğuna Galder Gaztelu-Urrtia oturmuş. Filmde başlıca rolleri İvan Massague, Zorion Eguleor, Antonia San Juan, Emilio Buale ve Alexandra Masangkay üstlenmişler.

Son dönemde Netflix’in hayatımıza yoğun girmesi sonucu İspanyolların iyi filmler yaptıklarına şahit olurken The Platform filminde oyuncuların ve yönetmenin muhteşem performansını film bittiğinde bir kez daha takdir ettim.

Film aslında birçok ögeyi içinde barındırıyor. Bunlardan birisi de dini ögeler. Ama bu filmi izlemeden önce sizi rahatsız edebilecek içeriklerinin olduğunu söylemem lazım. Film içinde bir çok ögeyi barındırırken aynı zamanda mesajlar, metaforlar ve göndermeleri de içinde barındırmış.

The Platform izleyicisini çok kısa bir süre içinde dispotik bir geleceğe götürürken filmde her katta bir hücre ve her hücrede iki kişi bulunuyor. Bu hapishane tarzı yerde günde sadece bir kez en üst kattan aşağı asansör ile aşağı yemek gönderiliyor. Üst kattakiler herkese sunulan 2 dakikalık süre içerisinde yiyeceklerden en iyi şekilde faydalanırken platformun alt katındakiler için ise her gün açlık içinde geçirmesine neden oluyor. Film üst kattakilerin daha iyi beslendiğini düşünen bir mahkumun herkese yeterince yemek ulaşması için sistemde değişiklikler yapmaya başlamasıyla platformda yaşanan olayları konu almış.

Bu hapishanede bazı kurallar var. Her mahkum istediği bir şeyi yanında getirebiliyor. Bu kural gereği keskin bıçağını getiren de var, yanında Cervantes’in Don Kişot adlı romanını getiren de var. Film dini açıdan da veya etik açıdan da incelenebilir bir film olmuş. Bu arada bu kurallardan bir tanesi de 2 dakikalık süre içerisinde 2 kişi istediği kadar yiyebilir ama asla yanına yiyecek stoklaması yasaktır. Her katta bir musluk var ve isteyen istediği kadar su içebilir. Platformda aslında herkese yetecek kadar yemek hazırlanmış olmasına rağmen tabi ki tahmin edeceğiniz gibi özellikle alt katlara yeterli derecede yiyecek bir türlü inemez. Bunun tek sebebi üst kattakilerin alt kattakileri düşünmeden tıka basa yiyecekleri yemesi. Bu alt katlarda ister istemez korkunç bir hayatta kalma savaşına dönüşür.

Bu arada mahkumların kaldıkları katlar her ay rastgele olarak değiştirilmektedir. 6.’ıncı katta iken bir sonraki ay kendinizi 171.’inci katta kendinizi bulabilirsiniz. Filmin önemli detaylarından biri de devamlı olarak üst kattakilerin aşağıdakileri umursamadıkları oluyor. Alt katta iken yaşadığı açlığın ne olduğunu çok iyi bilmesine rağmen üst kata çıktığında aşağıdakileri düşünmeden geçmiş günlerin acısını çıkarırcasına 2 dakikalık süre içerisinde yiyeceklere saldırıyor.

Filmle alakalı yazacağım aslında çok şey olmasına rağmen yazmamamın tek sebebi bu filmi izleyecek olan kişilere spoiler vermek istememeden kaynaklı. Bana göre bu film, filmden bir tık öte. Yukarıda da belirttim içeriğinde dini ögeler, metaforlar ve göndermeler mevcut. Burada önemli olan tek şey filmi izledikten sonra kendinize bir pay çıkarabiliyor musunuz?

Kamil Hızer / Magazinname.com

REKLAM ALANI