“Solo Düet”, dünyaya adım atmadan hemen önce anne karnında kaybettiği ikizine bağlı kalmış bir kadının öyküsünü sahneye taşıyor.

Ayşe hayata sıkıca tutunmuş, yaşamış, Gül karanlıkta kalmış, ama ikisi de aynı kadının bedeninde ve duygularında yaşamaya devam ediyor.

İzleyici, Ayşe ve Gül arasında gidip gelen kadının trajik yolculuğuna tanıklık ederken, kimin gerçekte kim olduğunu çözmeye çalışıyor.

Ayşe, geleceğe dair korkularıyla, kendini sürekli yargılayan ikizinden kaçıp, kurtulmaya çabalıyor. Kimliğini ve benliğini bulmak için içindeki diğer benliğiyle yüzleşmek zorunda olması giderek geri dönüşlere, şiddetli çözülmelere, duygusal yıkımlara yol açıyor. Peki, kurtulması gereken Gül müydü, yoksa kendi yani Ayşe mi?

Belleğinde biriken kabuslar giderek
yalnızlık ve parçalanmış benliğe dönüşürken sanrılar, çoğalıyor.

Ayşe ve Gül…

Bir kadının içinde yaşarken kaybolmuş iki ruh…

Yalnızlık, kabuslar, parçalanmış benlik…

İçsel yolculuk sahnede hayat buluyor.

Perde açılıyor. Işıklar sönüyor. Ve hikâye başlıyor…

Rezzan Türkoğlu, “Solo Düet” ile Çoklu Kişilik Bozukluğu’nun derinliklerini sahneye aktarırken, izleyiciyi etkileyici, unutulmaz bir deneyime davet ediyor.

” Bir Solo Düet ” psikolojik gerilim türünden hoşlananlar için keyifle izlenecek bir oyun.

Bir yanıt yazın