Kasten Öldürme Suçu ve Cezası

Kasten öldürme suçu, TCK Madde 81’de düzenlenmiştir. Bir kişiyi öldürme iradesiyle hareket edilerek, meydana getirilen hareketin sonucunda kasten kişinin ölümüne sebebiyet veren kişi kasten öldürme suçundan yargılanır. Kasten öldürme suçu, hukuki teknik terminolojiye göre serbest hareketli bir suçtur. Yani suçu işleyen kişinin, maktulü öldürme iradesi ile hareket ederken hangi fiili, ne şekilde gerçekleştirdiğinin bir önemi yoktur.  Sonuç olarak, kasten öldürme suçu mağdurun uçurum veya köprü gibi yüksek bir yerden aşağıya atılmasıyla oluşabileceği gibi, silahla vurulması veya iple boğulmasıyla da işlenebilir.

Kasten Öldürme Suçu ve Cezası

Türk Ceza Kanunumuzun 81. maddesine göre bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Müebbet hapis cezası, hakkında cezaya hükmedilmiş kişinin hayatının sonuna kadar hapis cezasına mahkum olacağı anlamına gelir.

İnfaz hükümleri doğrultusunda diğer tüm şartları sağlayan mahkumlar, haklarında verilen müebbet hapis cezasının belirli bir süresini cezaevinde geçirmeleri akabinde koşullu salıverilmeden faydalanıp cezalarının geri kalan zamanlarını cezaevi dışında geçirebilirler. Ancak bu husus kasten öldürme suçunun cezasına ilişkin değil, koşullu salıverilme hükümlerine ilişkindir.

Kasten öldürme suçuna ilişkin her bir somut olayın yorumu ve Yargıtay kararları ciddi önem arz ettiğinden dolayı, konuyu somut olayların değerlendirildiği Yargıtay içtihatları ile birlikte değerlendirmeye çalışacağız.

Başlamadan önce ilk iş belirtelim, bu suç tipinin mevzuat ve uygulamadaki adı günümüzde “kasten adam öldürme” değil, “kasten öldürme”dir. Suçun adının halk arasında “adam öldürme” olarak ifade edilmesi, eski bir alışkanlıktan ibarettir.

 

Kasten öldürme suçunda olayın oluşuna göre mağdurun ölümüne neden olan fiili sanığın yerine getirmemiş olması, meşru müdafaa gibi hukuka uygunluk nedenlerinin mevcut olması veya delil yetersizliği ve delillerin hukuka aykırı olarak elde edilmiş olması gibi sebeplerle beraat için savunma hazırlığı yapılabileceği gibi; zaruret hali, haksız tahrik, iyi halli olma gibi hususlar ileri sürülmek suretiyle cezasızlık ve indirim halleri de hesaba katılabilir.

 

Genellikle kasten öldürme suçuna ve olayın oluşuna dair tüm deliller toplanmışsa, failin subjektif iradesinin tespitindan başka tartışma konusu kalmayabilir. Bu durumda toplanan tüm deliller hesaba katılmak suretiyle failin öldürme kastıyla hareket etmediği, taksir veya olası kast dahilinde ölüme sebebiyet verdiği veya yaralama kastıyla hareket etmesi sonucunda neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun meydana geldiği ileri sürülebilir. Yani tüm savunma araç gereçlerinin yanında, suç vasfının farklı olduğuna ilişkin olarak da yorum yapılabilir ve savunma beyanı verilebilir. Tabii bu aşamada ne hakim, ne savcı, ne de avukat failin gerçek iradesine tam anlamıyla kavramaya muktedir olabilir. Ceza hukukuna ilişkin bu aktörler kendi soyut düşüncelerine değil, somut delillere ve yorum kabiliyetlerine dayanarak somut olayın farklı perspektiflerini göz önüne almaya çalışırlar. Dolayısıyla kasten öldürme suçuna ilişkin savunma yapacak olan ceza avukatının işi, yorumlamasını ve savunmasını hazır ederken adeta bir sanat eleştirmeninin yaratıcılığını muhteviyatında barındırmaktır. Çünkü suça konu olayın oluşuna göre, savcılık makamının profesyonel olarak işi gereği yaratmayı arzulayacağı ve çabalayacağı önyargının kırılması ve kendi kendisini dahi bir canavar olarak gören müvekkilin hikayesinin anlatılması yoluyla ona insani bir görünüm kazandırılması, kesinlikle kolay olmayacaktır.

 

Bir yanıt yazın