Dijital platformların Türkiye pazarına girmesiyle birlikte hepimiz “Hakan: Muhafız”dan “Şahsiyet”e, “Bir Başkadır”dan fantastik denemelere uzanan kaliteli bir yolculuk hayal etmiştik. Ancak karşımıza çıkan Jasmine, tüm bu umutları yerle bir etmekle kalmıyor; yerli dizi sektörünün “nasıl dibe vurulur?” sorusuna verdiği en acı cevap oluyor.
Bir Konu mu, Yoksa Bir Kılıf mı?
Normalde bir dizi incelemesine başlarken hikayenin merkezindeki “dertten” bahsedilir. Jasmine’de ise bahsedilecek bir dert yok. Dizi, sözde ölümcül bir kalp hastalığı olan ve nakil bekleyen 25 yaşındaki bir kadının hayatta kalma mücadelesini anlatma iddiasında. Ancak yapım, bu trajik dramı öyle bir kılıfa sokuyor ki; karşımızda bir dram dizisi değil, dram sosuna batırılmış bir erotik yapım buluyoruz.
Dram Değil, “Tık” Tuzağı
Dizinin ilk 35 dakikasında, her 7-8 dakikada bir karşımıza çıkan açık sahneler, hikayenin aslında bir “anlatısı” olmadığını kanıtlıyor.
-
Ucuz Senaryo Dinamikleri: Düğün ortasında Jasmine ile kaçamak yapan damattan, kendi kız kardeşini pazarlayan abi figürüne kadar dizi; toplumsal sınırları zorlamayı değil, “şok etkisiyle” sosyal medyada konuşulmayı hedefliyor.
-
Pazarlama Stratejisi: RTÜK cezalarını reklam bütçesine dahil eden, cinselliği bir derinlik unsuru değil de bir vitrin süsü olarak kullanan bu anlayış, karakter gelişimini ve senaryo bütünlüğünü tamamen yok sayıyor.
Mahsun J. vs. Jasmine: Absürt ve Ucuz Arasındaki Fark
Sosyal medyada yapılan Mahsun J. kıyaslamaları ise oldukça yersiz. Mahsun J., ne olduğunu bilen, kendisiyle dalga geçen bir absürt komedi denemesiyken; Jasmine, kendisini “ağır bir dram” gibi pazarlamaya çalışıp aslında sadece görsel bir istismardan ibaret kalan bir iş. Biri türünün sınırlarında geziniyor, diğeri ise türünü gizleyerek izleyiciyi yanıltıyor.
Sektörel Bir Utanç ve İzleyici Sorumluluğu
2018’de başlayan dijital devrim heyecanı, HBO ve Disney Plus gibi devlerin Türkiye maceraları derken, bugün karşımıza çıkan bu “kuru gürültü”, sektörün yaratıcılık anlamında ne kadar savrulduğunun göstergesi. Oyuncuların profesyonelliğine (Aslıhan Keskinci vb.) söylenecek bir söz olmasa da, bu yeteneklerin böyle içi boş projelerde harcanması sinemaseverler için gerçek bir hayal kırıklığı.
Son Söz: Jasmine, yerli dizi sektöründe bir “hayal kırıklığı” bile olamıyor; çünkü hayal kurduracak bir kırıntı dahi sunmuyor. Bu tür yapımların son bulması için tek yol, izleme alışkanlıklarımızı değiştirip bu “boş içeriğe” prim vermemekten geçiyor.
Kamil Hızer / Magazinname.com
İnstagram: @kamilhizer
Magazin Name Güncel Magazin Haberleri