N1 Aşk Radyo

Devran Çağlar kimdir?

Devran Çağlar kimdir?

Arabeskin dışlanan çocuğuydu o. Ne gündeme getirildi ne de ön plana çıkarıldı. Bülent Ersoy ve Zeki Müren gibi isimler el üstünde tutulurken, o arka plana atılan, sevilmeyen, göz ardı edilen adam oldu. Tercihleri yüzünden ekranlara dahi çıkarılmadı. Cenazesi ise hayatı gibi yapayalnızdı. Annesinin yürek yakan feryatları dışında sanat dünyasından hiç kimse yoktu orada. Onu gizliden gizliye takip edenler veda etmeye bile gelmemişti. Hayatı da söylediği şarkılar gibi acı, yalnızlık ve vefasızlık doluydu.

İşte bu hikâye, defalarca “öldü” haberleri çıkan ve sonunda bu haberleri yapanların kına yaktığı, medyanın hep görmezden geldiği bir adamın hikâyesi.

Gerçek adı Mustafa Dağlar olan Devran Çağlar, 1 Ocak 1963 tarihinde Adana’da dünyaya geldi. Çocukluk ve ergenlik yılları hep bir sır olarak kaldı. O yıllarda neler yaşadığına dair neredeyse hiçbir bilgi yok. Ancak medyada çıkan haberlere ve verdiği birkaç röportaja bakacak olursak, oldukça zor geçmiş o yıllar. Kendini keşfetmesiyle birlikte etrafındaki insanlar ondan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamış.

Bu zor geçen ergenlik yıllarının ardından ülkeyi derinden sarsan 80 darbesi geldi. İşte Devran Çağlar da o yıllardan sonra ortaya çıktı. Ülkenin içine düştüğü bu buhran dönemlerinde birçok arabesk yıldız birer birer kaset yapmaya başladı. Arabesk söyleyenlerin, damardan giren çocuk yıldızların mantar gibi üremesi, arabesk dünyasında kalıcı olabilmeyi çok zorlaştırdı. Türkiye’nin hem ekonomik hem de siyasi olarak zor günler geçirdiği bu yıllarda insanlar, meyhanelerde arabesk dinleyerek attı dertlerini. İşte 80’lerde ortaya çıkan isimlerden biri de Devran Çağlar oldu.

Önce birkaç mekânda sahne aldıktan sonra, 1980 yılında Çimen Plak etiketiyle ilk albümünü çıkardı. “Bu Benim Şarkım” isimli ilk albümü hatırı sayılır bir satış rakamına ulaştı. Ancak albümünden daha çok konuşulan bir konu daha vardı: o da tarzı ve görünüşüydü. Onunla röportaj yapmak yerine görmezden gelmeyi tercih ettiler. Bunun sebeplerinden biri de Bülent Ersoy olarak gösterildi.

1988’de Bülent Ersoy, kendi sahnesine Devran Çağlar’ı da davet etmiş, hatta onu sahneye çıkarmış ve şarkı söyletmişti. Sesindeki ve tarzındaki benzerliği büyük ilgi görmüştü. Hatta kimilerine göre zaman içinde Bülent Ersoy’un da yerini alacaktı. Daha sonraki yıllarda Bülent Ersoy’un Devran Çağlar’a ambargo koydurduğu ve önünü kestiği iddia edildi. Ama bunlar sadece iddiadan ibaret kaldı; ne Devran Çağlar ne de ona yakın insanlar böyle bir açıklama yapmadı.

80’li yıllarda gelen ilk albümünden sonra ikinci albümünü yapması tam 5 yıl alacaktı. 1990’da “Gönlüm Senindir” albümüyle yeniden piyasaya çıktı. 2000 yılına kadar arka arkaya “Tezgel Ayrıldık”, “Sahte Sevgililer”, “Asi”, “Devran Çağlar ’96”, “Öldürürüm Kendimi” ve “Rabbim” albümlerini çıkardı. Albüm satışları yüksek rakamlara ulaşsa da hâlâ göz önünde değildi. Ünlü şarkıcıyı ne kimse programlara davet ediyor ne de medyada haberi yapılıyordu. Bunun sebebi, sadece koyulduğu iddia edilen ambargo değildi. Sebebi, kimilerine göre görünüşü ve tarzıyla itiliyor, göz önünden uzak tutuluyordu. Ama her şeye rağmen onun hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi vardı. Onun şarkılarıyla dertlenen, sofralarından onun sesini eksik etmeyen insanlar vardı. Bu onu ayakta tutmaya yeterdi. Nitekim de öyle oldu.

Elbette ona destek veren, yanında olan insanlar da vardı. Bu isimlerin başında İbrahim Erkal geliyordu ve fırsat buldukça onun sahnesine konuk oluyordu. Devran Çağlar bu dönemde gece kulüplerinde ve gazinolarda sahne aldı, zaman zaman pavyonlarda da sahneye çıktı. Ama o, şarkı söyleyebildiği her yerde mutluydu; mekânın, yerin hiçbir önemi yoktu. Söylenen birçok şeyin aksine, askerliğini de yapmıştı Devran Çağlar. Vatanına hizmetten kaçmamış ve vatani görevini Ağrı’da tamamlamıştı.

Onun ölümünden sonra arkadaşı Emin Pazarcı, sosyal medya üzerinden şu açıklamayı yapmıştı:

“Devran Çağlar vefat etmiş. Asker arkadaşımdı benim. Asıl adı da Mustafa Dağlar’dır. Sakıncalı olarak sürüldüğümüzde onunlaydım. Ama sakıncalı olduğumuz konular farklıydı. Zor günler yaşadık birlikte. Hiçbir suçum olmamasına rağmen sadece düşüncelerimden dolayı sakıncalı ilan edilmiştim. Bana yatak bile verilmedi biliyor musunuz? Sağ olsun, bugün Facebook arkadaşım olan ve sakıncalı olarak daha önce Ağrı’ya gönderilen Affan Osman Güngör imdadıma yetişti. Bana kendi yatağını verdi ve bir de hayatını kaybettiği haberini aldığım Devran Çağlar vardı. Mustafa da o sıkıntılı günlerimde ‘Gel sana birkaç şarkı söyleyeyim,’ der, derdimi paylaşmaya çalışırdı. Mustafa’nın bu dünyadaki sınavı sonlandı. Dilerim Rabbim rahmetiyle muamele eder.”

Gelen albümlerinin ardından birkaç filmde de yer aldı ancak çok ses getiren yapımlar olmadı bunlar. Onun başarıları Türkiye’de görmezden gelinse de, Almanya başta olmak üzere birçok ülkede sevenleri vardır. Sürekli yurt dışına gidip geldiği bu yıllarda, Harika isimli bir kadınla tanıştı. Bu aşk toplamda 3 ay sürdü. Bu süreçte hem nişanlanmış hem de aynı evde yaşamaya başlamışlardı.

Mutsuz biten bu ilişkinin ardından, 2000’li yıllarda hem sahnelerine hem albümlerine devam etti. Devran Çağlar, 2001 ve 2002’de sırasıyla “Lanet Olsun” ve “Seni Unutamadım” albümlerini çıkardı. 2008 ve 2010’daki çalışmalarından sonra ise hep yaptığı single’larla piyasaya çıktı. Yaptığı albümler ve söylediği şarkılarla çok sevilse de, hâlâ medyaya sevdirememişti kendisini. O da radikal bir karar alarak Almanya’ya taşındı. Gözlerden uzak yaşadığı bu dönemde, Almanya’nın en güzel eğlence mekânlarında sahne aldı. Sahneleri tıklım tıklım doluyor, dinleyenler şarkılarına tek bir ağızdan eşlik ediyordu.

Almanya’da geçen uzun yılların ardından yeniden Türkiye’ye döndü. Ama bu kez daha farklıydı. O kıvırcık, kızıl saçlarının yerini uzun, bakımlı ve siyah saçlar almıştı. Giysileri değişmiş, makyajına daha bir özen gösterir olmuştu. Türkiye’de olduğu bu dönemlerde, medyayı derinden sarsan bir olayla gündeme geldi. Devran Çağlar’ın Eşref Kolçak’ın reddettiği oğlu olduğu söyleniyordu. Harun Kolçak’la olan benzerliği de buna tuz biber olmuştu.

Devran Çağlar, sosyal medyadan şöyle bir açıklama yapmıştı:
“Babam, ergenlik dönemine girdiğimde yaptığım cinsel tercihimden ötürü beni çok dışladı. Bana o dönemlerde, ‘Ulan, benim gibi bir adamın oğlu olur mu? Bu bana yakışır mı?’ diyerek baskı yapıyordu. Ben de bir süre duygularıma engel olmayı denedim ama başaramadım. Bu bana verilmiş bir hissiyat, bunu reddedemezdim. Babam’a hayatımı bu yönde yaşayacağımı söylediğimde çok sinirlendi ve beni hayatından çıkardı. 20 senedir sanat camiasının içinde olmamıza rağmen babamla bir kez bile karşılaşmadık. Artık bu kırgınlığın bir an önce bitmesini istiyorum. Gerçek ailemin yanında olmak, onlara doyasıya sarılmak istiyorum.”

Bu açıklamanın ardından gözler Eşref Kolçak’a çevrilmişti. Fakat Eşref Kolçak bu duruma çok sinirlenmiş ve şunları söylemişti:
“Benim, yıllarca emek vererek saygınlık yarattığım ismimi, sakın ola ki onun ismiyle yan yana koymayın!”
Ancak tüm bu söylenenler sadece bir iddiadan ibaretti. Ne Devran Çağlar Eşref Kolçak’ın oğluydu, ne de Devran Çağlar Eşref Kolçak için “gerçek babam” demişti. Bu iddialar her gün gündeme gelmeye başlayınca insanlar bu duruma inanmaya başladı. Devran Çağlar bunun üzerine şu açıklamayı yaptı:
“Benim Harun Kolçak’la kardeş olduğum tamamen asılsızdır. Sahip olduğum ailem kadar kıymetli bu aileye mensup olsaydım, bunu gururla da söylerdim zaten.”

Tüm bu yaşananlardan sonra sahnelerine devam etti Devran Çağlar. Son olarak, “Çukur” dizisinde “Elinden Geleni Ardına Koyma” şarkısıyla ve Murat Kurşun’la yaptığı düetle gündeme geldi.

2010’lu yıllar, her şeyin unutulduğu, sosyal medyanın gündemi belirlediği ve asılsız haberlerin çığ gibi büyüdüğü zamanlar oldu. Devran Çağlar mekanlarda sahne almaya devam ederken, sürekli olarak “öldü” haberleri çıkıyordu. Devran Çağlar bu haberlerin ardından sahneye her çıkışında, haberlerin yalan olduğu bir kez daha anlaşılıyordu.

15 Ağustos 2019 tarihinde, yine böyle bir haber düşmüştü gündeme. Söylenenlerin yine asılsız olduğu düşünülüyordu. Ancak bu kez Devran Çağlar’dan gerçekten de haber alınamıyordu. Dostları, arkadaşları bu kez olayı ciddiye almıştı. Hemen Devran Çağlar’ın yaşadığı rezidansa gittiler. Devran Çağlar kapıyı uzun süre açmayınca, çilingir yardımıyla içeriye girdiler. Bu kez söylenen her şey gerçekti. O gün, Devran Çağlar’ın cansız bedenini buldular.

Belki yaşadıklarından, belki yaşatılanlardan, belki de kahrından, kim bilir? Devran Çağlar kalp krizi geçirmişti o gün. Sevenleri bir kez daha yalan haber olması için dua etse de, bu kez her şey gerçekti. Hiçbir sağlık problemi yoktu Devran Çağlar’ın. Yaşarken yalnız bırakılan o adam, cenazesinde de yalnız bırakılmıştı. Onu uğurlamaya bir avuç insan gelmişti sadece. Sanat dünyasından tek bir kişi bile yoktu orada. Annesinin feryatları ise yürekleri parçalamıştı: “Devran, beni niye bıraktın Devran! Devran, söz vermiştin bana, oğlum!”

Onu dinleyen, kasetlerini satın alan, sahnelerini tıklım tıklım dolduran insanlar, sebebi nedir bilinmez, orada görünmek, orada olmak istememişti. O şekliyle yargıladığımız, tanımadan hakkında konuştuğumuz, dünya iyisi, vefakâr bir insandı. Umarım bir gün, sanatı ve karakteriyle severiz insanları.

İnsanlığın acımasız tarafından nasibini alsa da hep gülmeye devam eden, söylediği içten şarkılarla bizlere neler yaşadığını anlatan, kıvır kıvır saçları, süslü bakışları ve altın kalbiyle bir Devran Çağlar geçti bu hayattan.

Akıllarda Devran Çağlar’ın annesinin oğlunun tabutu başında söyledikleri hala kulaklarımda çınlar “Bir daha göremeyeceğim ben seni. Yiyin! Yüklenin! Acımı bile bana bırakmıyorlar, yalan yanlış şeyler yazıyorlar. Allah’ından bulun, Allah’ından bulun!”

Kamil Hızer / Magazinname.com

Instagram: @kamilhizer

Bir yanıt yazın