Citadel dizi incelemesi ve eleştirisi

Prime Video’nun bu sezon en iddialı dizilerinden biri olan Citadel sonunda izleyicisi ile buluştu.

Citadel dizi incelemesi ve eleştirisi

Prime Video’nun bu sezon en iddialı dizilerinden biri olan Citadel sonunda izleyicisi ile buluştu.

 

İlk sezonu 6 bölüm olarak izleyicisi ile buluşan dizinin yönetmenliğini sadece bir isim değil birkaç isim üstlenmiş. Anthony ve Joe Russo kardeşlerle birlikte Newton Thomas Sigel ve Jessica Yu imzalı dizide başlıca rolleri de Richard Madden, Priyarka Chopara Jones ve Stanley Tucci üstlenmişler.

 

Dizinin konusuna gelince Citadel küresel casus teşkilatıdır ve görevi ayırt etmeksizin tüm insanların emniyetini ve güvenini sağlamaktır. Bunu ciddi tehlike olarak gören Manticore sendikası tarafından 8 yıl önce yok edilmiştir. Citadel’in yok edilmesi sonrası geriye sadece profesyonel ve en üst düzey ajanları Mason Kane ile Nadia Sinh ile birlikte yönetici konumundaki Bernard Orlick geriye kalmıştır. Mason Kane ve Nadia Sinh’in hafızaları silindiği için normal bir hayat sürmek zorunda kalmıştır. Ta ki Bernard Orlick’in Manticore’un yeniden bir dünya düzeni yaratmaya kalkması üzerine Citadel tekrar küllerinden doğmaya başlar. Tekrar Nadya ve partneri Mason Kane bir araya gelirler ve Manticore’u ortadan kaldırmak için mücadeleye başlarlar.

 

Aslında dizi son zamanlarda klasikleşmeye başlayan kadın ve erkeğin partner olduğu ajanlık ve casusluk dizilerinden biri olmuş.

 

Diziyi izlemek istememin en büyük nedenlerinden birisi dizinin kadrosunda çok sevdiğim oyunculardan biri olan Stanley Tucci’nin olması.

 

Dizinin başrol oyuncusu olmasa bile varlığı ve oyunculuğu diziyi benim açımdan da olsa biraz kurtarmaya yetti.

 

Devamlı flashbellek “Geçmişle günümüz arasında gidip-gelme” yüzünden diziden ister istemez kopuyorsunuz. Farklı zaman dilimleri ve farklı yerlere dönüp sonra günümüze devamlı gitgel yapılması çok sık yapılmış.

 

Bond filmlerinden esinlenerek birkaç detay eklenen dizide Mason Kane takipçilerinden kaçarken karlık bir alanda tek bir komutla ayakkabısı bir anda kayak ayakkabısına dönmesi gibi.

 

Zaten bu tarz dizi ve filmler tamamen aksiyon ağırlıklı olur. Birkaç güzel döğüş koreografisi tabi ki dizide var. Ama bunların yanında saçma sapan dövüş sahneleri de bir o kadar var.

 

Citiadel uçakları Fas’a istedikleri gibi girip çıkabiliyor. Sanki babalarının tarlası misali. Rus denizaltısı su üstüne çıkartılıyor ve denizaltıya sızıp nükleer bombalar sökülüyor ama ne hikmetse denizaltıda bir tane bile Rus askeri veya personeli yok.

 

Evet dizi maalesef birçok saçmalığı da içinde barındırıyor. Aslında dizinin ilk başlarında “Kingsman” tarzı bir dizi olabilir mi diye düşünürken tabi ki “Kingsman” adlı filmi mumla aradım.

 

Hollywood stüdyolarından çıktığı alenen belli olan dizide mantık aramadan izleseniz dahi dizi size bir ajan veya casusluk dizisi tadı vermeyecek.

 

Son bölümde dizinin bir sonraki sezonundan kareler verilmiş. Bu da demek oluyor ki daha dizi yayına girmeden iki sezonluk anlaşma yapılmış.

 

Sonuçta vaktiniz varsa çekirdek çıtlatarak çok da pür dikkat kesilmeden izlenebilecek bir dizi olmuş. Hele ki aksiyon ve ajan filmlerinden biraz hoşlanıyorsanız sizin için biçilmiş kaftan. Malum bu tarz dizilerde öyle ahım şahım oyunculukta beklemeyen bir toplumuz.

 

Kamil Hızer / Magazinname.com

Bir yanıt yazın