Yılın en çok beklenen sinema olayı Avatar: Ateş ve Kül (Fire and Ash), Türkiye galasıyla birlikte perdelerini açtı. James Cameron’ın 2009’da başlattığı efsanenin bu halkası, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda sinema teknolojisinin ulaştığı son nokta olarak kayıtlara geçiyor.
Hikayede Radikal Dönüş: Kül Halkı ve Sosyopolitik Mesajlar
Cameron bu kez izleyiciyi sadece su altı dünyasıyla değil, Pandora’nın “Kül Halkı” (Ash People) olarak bilinen Manwan klanıyla tanıştırıyor. Ancak bu tanışma sanıldığı kadar masum değil.
-
Trajediden Doğan Zulüm: Büyük bir volkanik felaket sonrası Eyva’ya sırt çeviren bu klan, acı dolu geçmişlerinden etik değerlerini yitirmiş, işgalci bir güç olarak doğuyor.
-
Güncel Bir Alegori: Filmdeki Kül Halkı’nın, dış güçlerden (insan ordusu) aldığı silah desteğiyle kendi coğrafyasındaki diğer kabilelere soykırım uygulama girişimi, izleyicide günümüz dünyasındaki, özellikle Gazze’deki trajedilere dair güçlü bir paralellik hissettiriyor. Cameron, “insan” kavramının yıkıcılığını ve kurbanın zalime dönüşme döngüsünü sert bir dille eleştiriyor.
Teknik Kusursuzluk, Senaryoda Tekerrür
Film, görsel anlamda “akıl tutulması” yaşatacak kadar ileri gitmiş durumda. Gözenek detaylarından bir saati aşan devasa savaş sahnelerine kadar her anı bir sanat eseri niteliğinde. Ancak madalyonun öteki yüzünde bazı eleştiriler de mevcut:
-
Diyalog ve Senaryo: Görsel ihtişamın yanında senaryonun yer yer tek düze kalması ve bazı diyalogların derinlikten uzak olması dikkat çekiyor.
-
Olay Örgüsü: İkinci filmdeki bazı kurtarma operasyonlarının ve çatışma dinamiklerinin benzer şablonlarla tekrarlanması, uzun sürenin zaman zaman hissedilmesine neden oluyor.
“Bu Bir Veda Değil, Bir Çağ Kapanışı”
James Cameron, bu filmle 2009’da başlayan ana hikaye arkını noktaladığını belirtiyor. Gelecekteki 4. ve 5. filmlerin bambaşka bir anlatı sunacağının sinyallerini veren usta yönetmen, sinemaseverlere şu mesajı veriyor: “Eğer bu dünyayı gerçekten hissetmek istiyorsanız, bulabildiğiniz en büyük ve en kaliteli perdede izleyin.”
Avatar: Ateş ve Kül, sinemanın sadece bir “hikaye anlatma aracı” değil, aynı zamanda bir “deneyim sanatı” olduğunu kanıtlayan, mutlaka beyaz perdede tecrübe edilmesi gereken bir yapım.
Kamil Hızer / Magazinname.com
Instagram: @kamilhizer
Magazin Name Güncel Magazin Haberleri