Erotizmin sınırlarını zorlayan “Elles” filminin incelemesi

Erotizmin sınırlarını zorlayan “Elles” filminin incelemesi

2011 yapımı Elles, modern toplumun görünmeyen yüzlerini cesur bir anlatımla ele alan, tartışmalı olduğu kadar düşündürücü erotik bir yapım olarak öne çıkıyor. Yönetmen koltuğunda Małgorzata Szumowska otururken, başrolde Juliette Binoche yer alıyor.

Elles”, Paris’te yaşayan başarılı gazeteci Anne’in, üniversite öğrencileri arasında yaygınlaşan seks işçiliği üzerine hazırladığı bir dosya sürecinde kendi hayatını ve değerlerini sorgulamaya başlamasını konu alıyor. Anne’in iki genç kadınla yaptığı röportajlar, sadece bir gazetecilik araştırması olmaktan çıkarak; modern kadın kimliği, özgürlük, ahlak ve beden politikaları üzerine derin bir yüzleşmeye dönüşüyor.

Film, izleyiciyi şu sorularla baş başa bırakıyor:

Özgürlük gerçekten bireysel bir seçim midir?
Kadının bedeni üzerindeki kontrol kime aittir?
Ahlaki normlar, sınıfsal ayrıcalıklara göre mi şekillenir?

“Elles”, alışılmış dramatik yapıların dışına çıkarak izleyicisini bilinçli biçimde rahatsız eden bir anlatım dili benimsiyor. Małgorzata Szumowska, hikâyeyi yargılayıcı bir perspektiften değil; gözlemci ve mesafeli bir bakış açısıyla sunuyor. Bu tercih, filmi didaktik olmaktan kurtarıp daha gerçekçi ve çarpıcı hale getiriyor.

Filmin en çok tartışılan yönlerinden biri ise cinselliğin sunuluş biçimi. “Elles” için zaman zaman “erotizmin sınırlarını zorlayan, hatta neredeyse pornografik” yorumları yapılmıştır. Bu yorumlar tamamen haksız sayılmaz; çünkü film, cinselliği oldukça açık ve doğrudan sahnelerle anlatır. Ancak bu noktada önemli bir ayrım vardır:

Film, cinselliği uyarıcı ya da haz odaklı bir biçimde sunmaz
Aksine, cinselliği soğuk, mesafeli ve zaman zaman rahatsız edici bir gerçeklik olarak ele alır
Amaç, izleyiciye keyif vermek değil; onu yüzleşmeye zorlamaktır

Bu nedenle “Elles”i pornografik olarak tanımlamak yerine, cesur ve provoke edici bir sanat filmi olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Başroldeki Juliette Binoche ise performansıyla filmin taşıyıcı gücü konumunda. Binoche, karakterinin içsel çatışmalarını son derece doğal ve derinlikli bir şekilde yansıtırken; modern, eğitimli ve “kontrol sahibi” bir kadının, karşılaştığı gerçekler karşısında yaşadığı çözülmeyi etkileyici bir biçimde aktarıyor.

Bununla birlikte film, yer yer tekrar hissi yaratan sahneleri ve düşük temposuyla bazı izleyiciler için zorlayıcı olabilir. Ancak bu yavaşlık, karakterin iç dünyasını daha yoğun hissettirmek adına bilinçli bir tercih olarak da okunabilir.

Kamil Hızer / Magazinname.com

Bir yanıt yazın