“Hayatta fevkalade hiçbir hadise yoktur. Her şey birbirinin aynısıdır.”
Barbaros Uzunöner’in yazdığı, Batuhan Baygın’ın yönettiği, dramaturjisini Özlem Dilan Atakul dekor ve kukla tasarımını Efe Arslan, kostüm tasarımını Neşe Hatun, ışık tasarımı Bora Ediz, müzik tasarımını Umut Mert Dabage, afiş tasarımını Adem Sanin’in, yapımcılığını Nova Productions ve Kadıköy Eğitim Sahnesi’nin üstlendiği oyunun reji asistanı Selen Genel.
“Dışarıda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar…”
“Bir gün kadrim bilinirse,
İsmim ağza alınırsa,
Yerim soran bulunursa,
Benim meskenim dağlardır…”

Biyografik oyunların genelde düştüğü en büyük tuzak didaktizme yenilmektir.Barbaros Uzunöner, her şeyden önce yaşayan bir öykü yazmış, didaktizme prim vermemiş.
Batuhan Baygın “Annemin Sesleri”,
“Dorian Gray’in Portresi” nin ardından yine son derece başarılı bir rejiye imza atmış, insana dair duyarlıkları son derece etkileyici bir sahne diliyle aktarmış.
” Sanki tüm mutlulukların belli bir süresi vardı…”
” Herkesin bir dünyası olduğunu ve onun da kendisi olduğunu sonradan öğrendim.”
” Babamın İzmir’de açtığı tiyatroda kukla oynayatabilir, meddah olabilirdim…”

Utku Çetin’i “Oyun Karıştı”, “Bahar Noktası Opereti ” ile tanımış, sonrasında “Salaklar Sofrası”, ” Romeo ve Juliet” te izlemiştim.Doğru hatırlıyorum, “Rahvan Giden Atlar”ın da yaratıcı kadrosunda yer alıyordu.
Utku Çetin “Görecek Günler Var Daha” adlı oyunda yaşar kıldığı “Sabahattin Ali” yorumuyla uzun süre belleklerde kalacak bir başarıya imza atmış.Sahabattin Ali’ye olan fiziksel benzerliğini de oyunculuğuna katarak etkileyici bir illüzyon meydana getirmiş.
“Görecek Günler Var Daha” yı izlemenizi öneririm.
Pınar Çekirge / Magazinname.com
Magazin Name Güncel Magazin Haberleri