Raif Akyüz “Harbiye’de Bir Kahve, Bir Işık ve: “Mübshine”ın Hikayesi”

Bazı insanlar marka kurar, bazıları anlam yaratır. Müberra Yıldız ikinci gruptan. Onun kurduğu “Mübshine”, takıdan çok bir iyilik fikri… Harbiye’de içilen bir kahveyle başlayan hikâyesi, şimdi binlerce kalpte parlıyor.
Harbiye’de bir kafede buluştuk.
Kahveler taze, hava serin, şehrin kalabalığı biraz uzakta kalmış.
Masamın karşısında, gözlerinde bir ışık taşıyan genç bir kadın oturuyordu: Müberra Yıldız.
O ışık, sadece gözlerinden değil; anlattığı her kelimeden yayılıyordu.
Müberra, Mübshine markasının kurucusu.
Ama ondan bahsederken “marka” kelimesi fazla soğuk kalıyor.
Çünkü Mübshine bir markadan öte; bir hikâye, bir iyilik hali, bir ışık fikri.
“Benim için hayat, inandığın şeyin bir mucizeye dönüşmesi demek,”
dedi bana, kahvesinden bir yudum alırken.
Ve o cümleyle başladı hikâye.
Bir Kız Çocuğunun Işığı
1996’da Kağıthane’de doğmuş.
Çocukluğunda pazarda örgü satmış, su taşımış.
Küçük yaşta, kendi emeğinin değerini öğrenmiş.
“Paranın kıymetini değil,” diyor, “emeğin kıymetini öğrendim.”
Varlıklı bir ailede büyümüş ama hiçbir zaman o rahatlığa sığınmamış.
Mükemmeliyetçi bir baba, her şartta çözüm bulan bir anne…
Belki de bu yüzden onda hem titizlik hem de mücadele var.
Bir yandan Güzel Sanatlar okumuş, bir yandan reklamcılıkla analitik düşünmeyi öğrenmiş.
İşte o karışım — kalp ve akıl dengesi — bugün Mübshine’ın ruhunu oluşturmuş.
Bir Işığı Paylaşmak
Hayatın içinden, krizlerin arasından geçerken bir gün fark etmiş:
en çok para harcadığı şey takılar.
Ama bu fark ediş onu “alışveriş”e değil, “üretim”e yönlendirmiş.
“Neden bu tutkuyu sadece kendim için değil, başkaları için de dönüştürmeyeyim?”
demiş kendi kendine.
Ve böyle doğmuş Mübshine.
Adı da çok anlamlı: Müberra’dan gelen “Müb” ve İngilizce “shine” — yani “parlamak.”
Ama bu parıltı taşlardan değil; kalpten gelen bir ışık.
Mübshine, sadece takı satan bir marka değil.
Kâr amacı neredeyse en aza indirilmiş,
öğrencilere, genç kadınlara, ihtiyaç sahiplerine ulaşmayı hedefleyen bir iyilik hikâyesi.
Her tasarımın ardında bir niyet, bir dua, bir anlam var.
Neden İnsanlar Mübshine’ı Tercih Ediyor?
Belki de bu yüzden insanlar Mübshine’ı takarken sadece süslenmiyorlar.
Bir hikâyeyi üzerlerine takıyorlar.
Bir emeği, bir iyiliği, bir inancı taşıyorlar.
Yargı, Karadut, Deha gibi dizilerde Mübshine ürünlerinin yer alması,
markayı bir anda sahne ışıklarının altına taşıdı.
Ama Müberra hâlâ aynı sakinlikle söylüyor:
“Benim için önemli olan, o takıyı takan kişinin içten gülümsemesi.”
Mübshine parlıyor, evet.
Ama o parlaklık “lüks”ten değil, samimiyetten geliyor.
Belki de bu yüzden bu kadar özel.
Harbiye’de Son Yudum
Kahvelerimiz bittiğinde, gün biraz daha kararmıştı.
Ama o masada bir ışık kalmıştı.
Müberra’nın anlattıkları sadece bir girişim hikâyesi değil;
hayatın her şartta parlayabileceğinin kanıtıydı.
Bazı insanlar marka kurar, bazıları bir anlam yaratır.
Müberra Yıldız, ikincisini seçmiş.
Ve o anlam, şimdi binlerce insanın boynunda, bileğinde, kalbinde dolaşıyor.
“Benim için takı bir süs değil; gülümseten, iyilikle parlayan bir ışık,”
dedi son kez.
O an düşündüm…
Belki de gerçekten, en güzel takı; insanın içinden parlayanıydı.
Yazar Notu:
Bir fincan kahveyle başlayan sohbet, bana bir kez daha şunu hatırlattı:
Işığı bulmak için bazen sadece kalbine bakman yeter.
Müberra Yıldız bunu yapmış.
Ve o yüzden parlıyor hem kendi, hem de dokunduğu herkes.

Raif Akyüz / Magazinname.com

Bir yanıt yazın