Beni az çok tanıyan tüm dostlarım toplumun tabiriyle engelli bireylere benim tabirimle Allah’ın yeryüzündeki kanatsız meleklerine karşı aşırı hassas ve duyarlı olduğumu bilir.

Kim bu melekler için bir şey yapacak olsa kayıtsız şartsız, sorgusuz sualsiz destek olurum. Allah bana ömür verdiği müddetçe de destek olmaya devam edeceğim.

Bu meleklerimizi, onlara bakmakla yükümlü ailelerini biraz sosyalleştirmek adına özellikle sahne sanatları ile ilgilenen sanatçı dostlarıma etkinliklerinde yer vermesini rica ettiğimde sadece bana rakam söylememenin yeterli olduğunu söyleyip o meleklere destek oldular, onlara mutluluk yaşattılar.

Çiğdem Tunç, Kemal Başar, Hüseyin Avni Danyal, Erdal Küçükkömürcü, Kaan Erkam, Mutlu İgdi ve daha nice nice isimler.

Sahnelerini açtılar, en iyi yerlerde oyunu izlemelerini sağladılar, oyun sonrasında bu meleklerle bizzat kendileri ilgilenerek hayatlarında mutlu anlar olarak hatırlanacak izler bıraktılar.

İsimlerini zikrettiğim veya isimlerini yazmadığım her sanatçı dostuma burada huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Yaklaşık 1 yıl önce gazetemiz yazarlarından Gülay Polat hanımefendi ile yollarımız bir kitap festivalinde kesişti. Naifliği, dürüstlüğü ve tek başına biri %90 engelli diğeri %70 engelli bireyi ile dimdik ayakta alnı açık verdiği mücadeleyi görünce kendimin bugüne kadar bu kez sadece engelli bireylere değil ailelerine de bakış açım değişti. boşuna yaşadığımı hissettim.

59 yaşındayım ve hayatımda çok az insan önünde ceketimi iliklemişimdir. Evet kendince egosu olan hatta bazen bunu kasıtlı olarak uygulayan birisi olarak çok nadir insanlara aşırı saygı gösteririm. Mesela sadece birçok genç arkadaşa kapılarını karşılıksız açan gazetemizin de kurucusu Abdullah Akosman, araştırmacı yazar Pınar Çekirge, kadim dostum ülkemizin önde gelen estetisyen doktorlarından ve sanatçılarından Asil Mucize’den sonra bu listeye Gülay Polat’da eklendi.

Çok zor şartlar altında yaşamasına rağmen sadece kendi engelli bireyleri için değil tüm engelli bireyleri için bir şeyler yapmaya çabalaması ve bu süreçte kendisini daha iyi tanıma fırsatı bulunca daha aktif neden olmuyorum diye kendimi sorgulamaya başladım. Hatta Gülay hanımın çevresindeki engelli bireyler ve ailelerini tanıdıkça onların yaşama tutunuşundaki mücadele, umudu elden bırakmayan bakışları ve geleceğe dair kurdukları hayaller… Tüm bunlar bende tarifsiz bir sorumluluk duygusu uyandırdı.

İşte bu yüzden bir İYİLİK HAREKATI başlatmak istiyorum.
Ama bu sadece benimle değil, hepimizin yüreğiyle mümkün.
Sizlerin hoşgörüsüne, vicdanına ve yoldaşlığına güvenerek bu çağrıyı yapıyorum.

Hepimiz biliyoruz; engelli bireyler ve aileleri, günlük hayatlarında sayısız zorlukla mücadele ediyor. Onlara birkaç saatlik bir nefes aralığı sunabilmek, yüzlerine bir tebessüm kondurmak, kalplerine “değerliyim” duygusunu hissettirebilmek, aslında hepimizin insanlık görevidir.

Belki bir resim öğretmeni, yetenekli bir bireye gönüllü ders verebilir…
Belki bir tiyatrocu, sahnesini bir dakika için bile olsa onunla paylaşabilir.
Kim bilir, o bir dakikalık sahne; bir ömrün en unutulmaz anısı olabilir.

Sanmayın ki o sahne zayıflar, ya da bir sergi değersizleşir. Aksine, gösterdiğimiz bu gönül birliği ve sahiplenme; sanatı yüceltir, bizleri insan kılar.

Bu çağrım yalnızca sanatçılara değil, herkese…
İmkanı olan, kalbiyle katkı sunmak isteyen herkes bu iyilik yolculuğuna davetlidir.
Sahnesini, bilgisini, çevresini, emeğini paylaşmak isteyen tüm dostlarım bana sosyal medya üzerinden veya gazetemiz aracılığı ile ulaşabilir.

Aslında bu harekatı başlatmama vesile olan başta Gülay Polat olmak üzere tanıdığım tanımadığım tüm meleklerimize bakmakla yükümlü olan aileler “İYİ Kİ VARSINIZ!” ve “İYİ Kİ SİZLERİ TANIMIŞ!”

Bir yanıt yazın